Tekil Mesaj gösterimi
Alt 10 Mart 2023, 04:47   #1
Çevrimdışı
RahmetLi
Üyelik tarihi: 07 Aralık 2022
Konular: 21245
Mesajlar: 24.248
Nerden: İstanbul
Cinsiyet: Erkek
Web Site: TRmIRC.Net
IRC Sunucu: IRC.TRmIRC.Net
Alınan Beğeni: 3770
Beğendikleri: 6794
@RahmetLi
Ruh Hali : : Olu Gibi
Standart Devletçilik ilkesini hatırladık

Binlerce canımızı kaybettik. Eskişehir'e gelebilen depremzedeler için seferber olduk. Ekipler, enkaz altında kalanları canlı çıkarabilmek için depremden günler sonrada çalışmalarına devam ediyor. Sessizliğe gömülen dünyayı ve zifiri karanlığı çığlık sesleri bozdu. Çıkarılanlar, alkışlarla yeniden hayata katıldı. Türk insanı, devleti, ordusu, hükümeti, belediyeleri, siyasi partileri, sivil kuruluşları ve bilim insanları, büyük bir deprem ile karşı karşıya kaldı. Böylesi boyuttaki felaketle baş edebilmek, ancak en büyük örgütlenme olan devlet mekanizmasıyla mümkündür. Çünkü merkezi otorite üretim, dağıtım ve tüketim sürecinin, kesintisiz işlemesinin güvenliğini sağlamakla sorumludur. Yani, devletçilik önemlidir. Atatürk'ün ilkelerinden biri olan devletçilik ilkesini deprem sürecinde hatırladık. En organizeli devlet, beklenmeyene ve henüz gerçekleşmeyen en kötü senaryoya karşı, hazırlıklı olandır. Depremden sonra acılar biraz olsun hafiflediğinde ve yaralar sarıldıktan sonra, Atatürk'ün devletçilik ilkesi tartışılarak, yerli yerine oturtulmalıdır.
İnsanı ve bilimi yaşamın merkezine alan, zorunlu eğitim ve yatırımlar, gündemin en başında olmalı. Bir deprem uzmanının geleceğe yönelik 'Deprem bakanlığının kurulması, bilim insanlarıyla ortak hareket edilmesi ve 5 yıllık planlama' gibi önerileri, önemle dikkate alınmalıdır. Gelenekçi yanlış yapılanma, rantçılık ve kâr odaklı sistem aşılmalı, doğanın kanunlarına uygun yeni tip yapılar, yaşam alanları ve yerleşim bölgeleri bu kapsamda inşa edilmeli. Türkiye'nin mecburiyeti eninde sonunda halkçı-devletçi-kamucu sosyo ekonomik yapıya ilerlemesidir. Yoksa insanı merkezde görmeyen, fakat kârla yatıp kalkan neo liberal bireyci kafa yapısı sürdükçe, binalar öldürmeye devam eder.

TÜRK İNSANININ CANINI SIKAN
Deprem bölgesinde kurtarma ekipleri, gönüllüler, Türkiye'nin dört bir tarafından gelen uzman ekipler çalışıyor. Henüz iş bitmedi. Din görevlileri de bölgede üzerlerine düşeni yapmaya çalışıyor. Ama tam bu sırada Diyanetimiz gelişi güzel bir açıklama yapıyor. Evlat edinilen depremzede ile evlenilebileceğini söylüyor. Bu açıklama Türkiye'de büyük tepki yarattı. Deprem bölgesinde çalışan din görevlilerini de zor durumda bıraktı. Canını sıktı. Bu çağda bu kafaların aramızda dolaşması gerçekten can sıkıcı bir durumdur.Gelişi güzel ve cahilce yapan akademisyenlere de rastlanıldı. Bunlarla ilgili bir çalışma yapılması ve bilimsellikten uzak kişilerin görevlerinden el çektirilmesi gerekiyor.

BİNA NİYE ÖLDÜRÜR?
Bugün hepimiz 'deprem öldürmüyor bina öldürüyor' sözünü, dillendiriyoruz. Ama binaların öldürücü etkisini kim durduracak ve kim önleyecek, bunu kimse sorgulamıyor. Bunun için Eskişehir'de Büyükşehir Belediyemiz ile iki ilçe belediyemizin ve İnşaat Mühendisleri Odası Eskişehir Şubesi'nin ortaklaşa başlattığı çalışmayı önemsiyoruz. Halkımız depremde yıkılan evlerin sorumlularının yargılanmasını istiyor. Savcılar sadece kaçmaya çalışan müteahhitleri değil, olayın tüm faillerini yakalatıp, vicdanları birazcıkta olsa rahatlatmalıdır. Eski çağların çadırı öldürmüyor, ne yazık ki 'uygarlığın ve modern çağın' simgelerinden olan bina, öldürüyor. O halde geleceğin depremlere dayanıklı alternatif yeni barınma projelerine, kafa yormak gerekiyor. Örneğin esnek duvar, darbelere karşı dayanıklı yapılar, ortaya çıkarılmalıdır.
Bugün yapay zekadan bahsediyoruz. Yapay zekatı kavramaya çalışıyoruz. Yapay zekâ teknolojisiyle tüm fay hatlarının verileri bir tabanda toplanarak, bir gün 'erken uyarı sistemi'nin icat edilmesi, uzak geleceğe bırakılmayacaktır. Bilim varsa, gelişir ve bir gün bize depremlerin olacağı tarih ve saati bildirir. Depremin hangi gün ve saate olacağı 'önceden hesaplanması mümkün değil' denilmeyecektir. Bugün en büyük dünya çapındaki depremi bile 'önleyebilecek' iddialı yorumlar yapanlar ve araştırmacılar var. Mesela uzaydan dünyaya çarpabilecek göktaşını hesaplayıp ve buna karşı savunma sisteminden söz eden bilimsel ve teknolojik çalışmalar varsa, yerin dibinden vuran gücün erkenden tespit edilmesi de bir gün başarılacaktır. Önemli olan bilimsel çalışmaların, devlet politikası haline gelmesidir. Devlet bu konuda yol gösterici ve destekleyeceği olmalıdır. Dünyada yeni nesil bilim insanların yetişmesi için ciddi çalışmalar yapılıyor.

NE YAPILMALIDIR?
Ülkemize, hepimize en başta kültür ve eğitim devrimi gerekiyor. Eğitimde ahlakı, doğru duruşu öğretirken yasaların, cezaların da anlamlı ve caydırıcı olması ile birçok ülke yol almıştır. Biz ise Atatürk'ün ölümünden sonra, onun politikalarından, ilkelerinden adım adım vazgeçtiğimiz için bu günlere gelmiş bulunuyoruz. Atatürk'ten sonra önce bir çok alanda eğitimden vazgeçmişiz. Coğrafya ve Jeoloji derslerini liselerden kaldırmışız. Felsefe ve mantıktan vazgeçmişiz. Böylelikle eğitimciler saygınlığını yitirmiş hale geldi. Atatürk devrimlerinden vazgeçme hemen onun ölümünden sonra başladı. 1970'lerde okullarda içilen Amerikan süt tozları ile doruk noktasına geldi. En sonunda Özal "Benim memurum işini bilir" dedi. Ve de bugünlere hepimizin gördüğü gibi geldik.



ALINTI

  Alıntı ile Cevapla