Millet İttifakının Cumhurbaşkanı adayı açıklaması bekleniyor. Süreç uzadıkça da çeşitli söylendiler, dedikodular ortaya çıkıyor. Benim düşüncem, Kılıçdaroğlu dışında bir aday ortaya çıkacak.
CHP'de eskiden belediyelerin yapacakları açılışları CHP'nin genel başkanları yada üst yönetimleri katılırdı. Şimdi açılışları İstanbul Belediye başkanı İmamoğlu yapıyor. Bir el sanki İmamoğlu'nun Millet İttifakının cumhurbaşkanı adayı olarak ileriye doğru itiyor. İmamoğlu, Bilecik ve Bozüyük'ün CHP'li Belediyelerinin çeşitli tesislerinin açılışlarına katıldı.
ŞEKİLCİLİK VAR
Bilecik'te İmamoğlu'na tüm gün süren gezi ve ziyaretlerinde Bilecik Belediye Başkan Vekili Melek Mızrak Subaşı da eşlik etti.Subaşı, soğuk hava nedeniyle kent merkezindeki programlarda manto giydi. Subaşı'nın Ekrem İmamoğlu'nun yanında durduğu sırada siyah mantosuyla çekilen fotoğraflar ise Game of Thrones dizisinin 'Daenerys Targaryen' karakterine benzerliğiyle nedeniyle sosyal medyada kısa sürede gündem oldu.
Aklıma Freud'un daha lise de okuduğum 'Cinsiyet Üzerine' kitabı geldi. Bu kitabı bugünlerde göremiyorum. Yeni baskılarının yapıldığını düşünmüyorum. Çünkü dünyanın ve ülkenin şartları buna uygun değil. Çünkü cinsiyette başka şekiller ortaya çıktı. LBGT hakları adı altında, cinsiyetsizlik savunuluyor. Batının yozlaşmış kültürü yaldızlanıp özellikle gençlerimizin önüne koyuluyor.
KEDİ YAKTI
Batı engizisyon döneminde, kedi besliyorlar diye kadınları yaktı. Yani, her dönemde batının yaptığı kadın özgürlükleri değil, yozlaşmayı savunmaktır. 1960'lardan sonra batı da yükselmeye başlayan kapitalizm hiç vakit kaybetmeden özgürleşmiş haliyle cinselliği metalaştırdı ve sektör halinde örgütledi. Kadın cinselliği, "özgürleşmiş" bir meta olarak paraya tahvil edilebileceği bütün alanlarda yeniden sunuldu.
Her yıl 8 Mart tarihi yaklaşırken her yerde kadını görüyoruz. Kadın, gerek televizyon kanallarına konu oluyor cinayetler veya şiddete maruz kalmasıyla; sosyal medyada görünüyor çeşitli reklamlara meta olmasıyla, reklam panolarında görünüyor marka indirimleriyle karşımıza çıkıyor. Devletler, toplumda kadınların yaşadığı sorunlar ve kadınların toplumdaki yeriyle sınanırken tarih, bugün de kadınların bu uğurda verdiği köklü ve büyük mücadelelere sahne oluyor.
KADIN DEVRİMDE ÖNDE
Fransız Devrimi sırasında Bastille Hapishanesini basan kitlenin önündeki kadınlardan, eşit işe eşit ücret almak için fabrikada yanan kadınlardan, Kurtuluş Savaşı'nda cepheye mermi taşıyan Kara Fatmalar, Halime Çavuşlardan kadar her mücadele kendi tarihsel süreci içinde kadını görüyoruz. Kadın sorununun tüm dünyada ortaklaştığı veya ayrıştığı hiçbir sorun içinde yaşadığımız zamanın getirdiği koşullardan ayrı değerlendirilemez.
TARİH NASIL OLUŞUR
Tarih, ileri ve geri olanın savaşımından oluşur. Bu savaştan her şey nasibini alırken kadınların verdiği haklı mücadele de iyinin ve güzelin her daim karşısında duran emperyalizm tarafından tahrip edilmeye çalışılmaktadır. Türkiye, Atlantik sistemine karşı her cephede bağımsızlık mücadelesi verirken Atlantik sistemi de kendini yeşerteceği alanlar açmaya çalışıyor. Bugün emperyalizmin topluma karşı yaptığı en büyük saldırılar ise kadınların üzerine geliyor. Emperyalizm bugün kadın mücadelesini özünden koparacak ve içini boşaltacak hiçbir girişimi kaçırmamakta, bulduğu her boşluğu neoliberalizmin renklerine boyamaktan çekinmemektedir.
ESİR OLAN KADIN
Son dönemde sıkça gündeme gelen İstanbul Sözleşmesi, 14 Mart 2012 günü dönemin Batı denetimindeki tüm partilerinin milletvekillerinin oybirliğiyle TBMM'de onaylanmıştır. Ancak Avrupa Konseyi üyesi 13 ülke Sözleşme'ye taraf olmadı. Rusya ve Azerbaycan Sözleşme'yi hiç imzalamadı. Birleşik Krallık, Macaristan, Bulgaristan gibi 11 ülke ise imzalamış ancak parlamentolarında onaylamamış, yani Sözleşme'ye taraf olmadığını ortaya koydu. İstanbul Sözleşmesi'nin her ne kadar kadına şiddeti önlemeye yönelik olduğu iddia edilse de sözleşmenin içeriği toplumu doğal olmayan cinsiyetlere parçalamaktan ve bunları kadın sorunu gerçeğinin içine saklamaktan öteye gitmezken aile kurumunu tahrip etmekte ve toplumu ayrıştırmaktadır. İstanbul Sözleşmesi, feodalizmin kalelerini LGBTİ renklerine boyayarak kadını yine hapsediyor.
BİLECİK ÖNEMLİ ŞEHİR
Bilecikli tarafımda var. Uzun yıllar Bilecik de yaşadım. Ortaokul ile Liseyi Ertuğrulgazi Lisesinde okudum. Bilecik Eskişehir dışında çevresindeki pek çok ilden ileri seviyedir. Yakından tanığım kadın belediye başkanımızın, yaptığı hizmetler ile daha ön plana çıkmasını istedim. Ama sosyal medya ve kadın üzerinden prim yapmayı alışkanlık haline getiren bazı medya sadece olaya magazinsel yaklaşıyor. Bilecik Belediye Başkanımız melek Subaşı'nın dediği gibi en azından Bilecik Türkiye'de gündeme geldi. Çünkü ben Bilecik de yaşarken, zaman zaman Bilecik TRT hava durumu haberlerinde bile güneydoğu bölgesinde gösterilirdi. Bilecik'in yerini çok kişi haritada bilemezdi. Kadın erkek ayrımı yapmadan, belediye başkanlarımızın hizmetleri ortaya çıkmalıdır. Konuşulmalıdır.

*
ALINTI