30 yıl önce bugün meslek büyüğümüz Uğur Mumcu'yu yitirdik. 30 yıldır Eskişehir'de meslek büyüğümüzü anıyoruz. 30 yıl içinde baktık ki, o hepimizin önünde yürüyor. Kimse onu unutmadı. Unutmadığı gibi, kitapları tekrar tekrar basılıyor. İnsanlar gelişen olaylar karşısında, Uğur Mumcu olsaydı ne yazardı diye düşünüyor. Uğur Mumcu bence şunları yazardı diye fikir yürütüyor.Yani, aramızdan ayrılmasının üzerinde 30 yıl geçmiş, ama o bizimle yaşamaya devam ediyor. Fizikken yok. Yazıları, kitapları düşünceleri yaşamaya devam ediyor.
Eskişehir Uğur Mumcu şehridir. Tepebaşı Belediyemiz ile Çağdaş Gazeteciler Derneği, yaşamında hakikati arayan Uğur Mumcu'yu küresel salgında bile aksatmadan andı.
Bu hafta Türkiye'de önemi bir konuma gelen Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası, Uğur Mumcu ile Eskişehirlilerin karşısına çıkıyor. Uğur Mumcu'yu Anma Konserinde Türkiye'nin en büyük bestecisi Turgay Erdener'in Uğur Mumcu için yazdığı 'Uğur Mumcu Kantatı' seslendirecek. İki yıl önce yazılan kantat her halde üçüncü kez Eskişehir'de seslendirilmiş olacak. Senfoni Orkestrası, Saygun Filarmoni ve Eskişehir Polifonik Korosu İşbirliği ile konseri gerçekleştirecek. Biletleri tükenmeden almak gerekiyor.
Ayrıca, kendi payıma da şunları yazmak istiyorum. Kantatı (Sözler ile Uğur Mumcu'nun anlatılmasını) besteleyen Turgay Erdener, Hacettepe Devlet Konservatuvarı Öğretim üyesi ve bölüm başkanıdır. Konserin solisti eşi Selva Erdener de, Devlet Opera sanatçısıdır. Her ikisi de ayrı ayrı yıllarda Tepebaşı Belediyemiz ile Çağdaş Gazeteciler Derneği olarak ortak yaptığımız Uğur Mumcu Anma ve ödül töreninde Uğur Mumcu ödülü sahibidir. Her ikisini bu hafta sonu Eskişehir'de ağırlayacağız. Bu yıl Uğur Mumcu'yu çok güçlü olarak anıyoruz.
*** Onu kaybettik
Gazeteci büyüğümüz Orhan Erinç'i kaybettik. Zarif, sakin ve efendiliği ile bilinen bir gazeteciydi. Bir dönemin simge ismiydi. Uzun yıllar İstanbul'da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti başkanlığı yaptı. Basının sorunlarını çözmek içi,n üstün vefa gösterdi.
Birkaç yıl önce Orhan Ağbi, Eskişehir'e Balmumu Müzesindeki heykelini görmek için gelmişti. Kendisine eşlik ettim. Heykeline giydirilen elbise kendi elbisesi olmadığı için, benden değiştirilmesini istedi. İstanbul'a dönünce, bana kargo ile kullanmadığı bir takım elbisesini ve gözlüğünü yolladı. Müze yetkililerine kargo ile gelen elbiseleri ve gözlüğü teslim ettim. Heykeline gönderdiği elbise giydirildiğinde, heykelin onun elbisesi giydirilmiş fotoğrafını çekerek kendisine gönderdim. Çok mutlu oldum. Bir süredir rahatsız olduğunu biliyordum. Onu özleyeceğiz. Mekânı cennet olsun.
ALINTI