Ölme Telaşı
Falın f’sine inanmazdım
Hiçte sevmezdim o meymenetsiz falcıları
Koştur koştur falcıya gidenleri içten içe küçümser
İskambil kağıtlarında aşk arayanlara
Nasılda gülerdim
Şimdiyse… Üç vakte gelecek desinler diye
Ters dönmüş fincanlara çaktırmadan rüşvet verip
Seviyor desinler diye
O sarışın papatyalara, diz çöküp yalvaracağım neredeyse
Sen gittin ya…
Kağıttan bir kayığı, azgın bir nehre bırakır gibi bıraktın ya ellerimi
İşinin ehli bir ressam gibi kızıla boyadın ya düşlerimi
Ben hep seninle soğuttum içimdeki soğumayı unutmuş cehennemi
Gelmeyeceğini bile bile…
G e l e c e k diye avuttum
Velayetini bana bıraktığın esmer hüzünleri
Bize biçtiğin bu ayrılık elbisesi, bir türlü yakışmadı üstüme
Bir papaza giydirilen derviş hırkası gibi hep üstümde sırıttı
Saç sakal dersen karıştı birbirine
Kırk yıllık düşmanım gibi aynalara küstüm
İliklerime işledi yokluğunun acısı
En mutlu anımda bile, buz dağına çarpmış bir Titanik battı içimde
Yaşamaktan başka bir ödülü olmayan bu kanlı yarışta
Ölme telaşına düştüm
Ah çölüm…
Işığını senden alan bir kandildim ben
Gittin… Söndüm
Seni tanıdığım gün mezarımdan kaçmıştım
Gittin… Mezarıma geri döndüm
Yücekaya Ömer 2
|