Tekil Mesaj gösterimi
Alt 11 Ocak 2023, 08:39   #1
Çevrimdışı
Snoopy
Üyelik tarihi: 22 Aralık 2022
Konular: 339
Mesajlar: 553
Nerden: İzmir
Cinsiyet: Erkek
Alınan Beğeni: 403
Beğendikleri: 391
@Snoopy
Standart Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

Şu aralar Monte Kristo Kontu okuyorum çok kaLın bir kitap olmasın rağmen akıcı ve güzel bir kitap kendini o zamanın içinde bulabileceğin betimleleri var. Tabi böyle bir kitabın arasına ara öğün koymak gerekiyor kısa kısa hikayeler nefes aldırıyor o yüzden bugün gün içi okunacak kitabımı seçtim.

Stefan Zweig Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (Brief einer Unbekannten) adlı uzun öyküsünü 1920'li yılların ilk yarısında kaleme aldı. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nun kadın kahramanını sadece uzun bir mektubun yazarı olarak tanıyoruz. Kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubun "gönderen"inin adı yoktur. Mektubun başında tek bir hitap vardır: "Sana, beni asla tanımamış olan sana". Kadın büyük tutkusunu hep bir "bilinmeyen" olarak, yani tek başına yaşamaya razıdır, bu aşk öyküsünde "taraflar" değil, sadece tek bir "taraf" vardır. Böylesine, gerçek anlamda aşk denilebilir mi? Zweig okurunu, bir kez daha, insan psikolojisinde eşine pek rastlanmayan bir yolculuğa davet ediyor. Bu yeni yolculuğun sonunda "mutlak aşk" kavramının şimdiye kadar bilinmeyen kıyılarına varmayı amaçlamış olması da bir ihtimal!

80 sayfa

En çok satanlar arasında bir hikaye

Herkese iyi okumalar

  Alıntı ile Cevapla