Tesadüfün ilimdeki yeri
Özellikle Darwin’in insanın genetik kökenine gitme çabaları, bitkiler üzerinde ulaştığı sonuçlar, ateistleri güçlü bir silaha kavuşturmuş gibi gözüküyordu. Ancak mutasyon, adaptasyon, olasılık ve tesadüf kavramları artık
eski geçerliliğini korumamaktadır. Çünkü yine bilimin kendisi birçok deneyde bu derece büyük tesadüflerin olmasının imkânsızlığını ispatlamıştır. Yüz binlerce canlı türünden biri olan insanın, birçok yapıtaşından tek tek bahsetmek yerine DNA’nın da ana maddesi olan proteinin, birçok farklı tipinden tek biri olan hemoglobinin bile tesadüfen oluşmasının imkânsızlığı çok karışık formüllerle ispatlanmıştır.
Böylece ateistlerin özellikle benimsediği ve savunduğu Darwin’in görüşleri tüm Batı’da etkisini yitirmiştir. İnsanların kökenini bile inkâr ederek kendilerini bir yaratıcının himayesinden kurtarmak isteme çabaları yine bilim sayesinde son bulmuştur. Belki de insan bu çalışmalarla kendini Tanrı yerine koymaya çalışmıştır. Ama sonuç olarak bütün ilmi sonuçlar “ilim, kudret ve merhamet sahibi bir Yaratıcının” varlığını ispatlar niteliktedir.

Kabuk yaraya sadık değil...
|