Nurullah Genç
Istırabdır yiğidim azığımız, hicrandır Mirasımız mahkumdur, mahzundur, perişandır Gene de ye'se düşme yiğidim; imtihandır Filizlenen her ölüm, mazlumlara nişandır
Ne gönüllerde sevinç, ruhlarda beyaz kaldı Ufka bir bak, ilerle; inkılâba az kaldı.
Ülkemden hatırıma hep sefiller geliyor Bin yüzlü Ebrehe'ler, kara filler geliyor Şimdi devran değişti; ebâbiller geliyor İbrahim bahçesinden taze güller geliyor
Âlemde, duyulacak kutlu bir âvaz kaldı Ufka bir bak yiğidim; inkılâba az kaldı.
Çöküyor sırtımızda yükselen vahşi duvar Heykeller kırılıyor; dökülüyor mumyalar Toprağın sinesinde umut var, heyecan var Okşadığın her kökten fışkırıyor bir bahar.
Buzlar çözüldü; kıştan kuru bir ayaz kaldı Ufka bir bak yiğidim; inkılâba az kaldı.
Gözlerin âyet âyet büyüyen bir bebektir
Ellerin sokaklarda uçuşan kelebektir
Sana rehberlik eden ne cindir, ne melektir
O bir İnsan-ı Kâmil, mücella bir dilektir O'ndan bize ebedi sürecek bir haz kaldı
Ufka bir bak yiğidim; inkılaba az kaldı.
Bulanık akan sular durulacak yeniden Gökyüzüne direkler vurulacak yeniden Saâdet menziline varılacak yeniden Çağlar üstü bir nizam kurulacak yeniden
Cehaletin elinde lanetli bir saz kaldı
Ufka bir bak yiğidim; inkılâba az kaldı.
Bu kan kokan coğrafya, bu çığlıklar senindir Bu gözü yaşlı tarih, hıçkırıklar senindir Yeryüzünde çiğnenen bütün haklar senindir Prangalı hükümler, aydınlıklar senindir.
Yıllardır, uygarlıktan sana hep enkaz kaldı Ufka bir bak yiğidim, inkılâba az kaldı.
Tasalanma viğidim: zaman bizden yanadır.
Külümüzden yükselen duman bizden yanadır Son durak, son ilahi ferman bizden yanadır Dünya düşman olsa da, iman bizden yanadır
Kapıları açacak çoşkun bin niyaz kaldı
Ufka bir bak yiğidim, inkılâba az kaldı
Mahzenlerde beklemek ziyan artık, yiğidim Fecr-i sâdık vaktidir; uyan artık yiğidim Ateşlere girsen de, dayan artık yiğidim Hakikate dönüyor rüyan artık, yiğidim
Zalimler için karar verildi; infaz kaldı Ufka bir bak yiğidim, inkılâba az kaldı