![]() |
Insan ve islam Buna göre kulluk ve itâatten, yâni İslâm’dan kopuş karada ve denizde düzen ve âhengin bozulmasına sebebiyet vermekte ve meydana gelen âfet türünden hâdiseler, mücrimlere bu dünyâya âit küçük bir cezâ mâhiyetinde tekrar İslâm’a sarılmayı te’mîn edici îkâz tecellîleri vasfını taşımaktadır. Basar ve basîret sâhibi olan kul, İslâm vesîlesiyle esere bakar müessiri, sebebe bakar müsebbibi görür; maddeye bakar mânâsını sezer; fânî dünyânın hakîkatini idrâk ile âhıreti hatırlar; şu muhteşem kâinât manzûmesini, bilhassa engin semâları seyredip ilâhî kudret ve azametin her an farkında yaşar; aczini ve nefsini bilir, kulluktan uzaklaşmaz; ebed âlemine doğru Rabbine yolculuktaki esrâr-ı ilâhiyyeye vâkıf olur ve vuslat iştiyâkı içinde secde edenler kervânına katılır. Böylece yaratılış gâyesi hâsıl ve kul da sonsuz nîmetlere, kurtuluşa ve ilâhî vuslata vâsıl olur. Âyet-i kerîmede buyurulan: “Allâh kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslâm’a açar…” (el-En’am, 125) hakîkati tecellî eder. Ancak bu tecellîden âdetâ kaçarcasına uzaklaşanlar da, âyet-i kerîmenin devamında buyurulan: “... (Allâh) kimi de saptırmak isterse, (sanki o kimse) göğe çıkıyormuş gibi kalbini iyice daraltır. Allâh inanmayanların üstüne işte böyle murdarlık verir.” (el-En’am, 125) hitâbına dûçâr eden bir gaflet girdabında perîşânlık ve hüsrân âvâzeleri ile ebediyyen helâk olurlar. O hâlde yegâne kurtuluş, beşere ancak İslâm’ın seâdet iklîminde nasîb olmaktadır. Allâh Rasûlü -sallâllâhü aleyhi ve sellem- buyururlar: “Kim «Rabb olarak Allâh’ı, dîn olarak İslâm’ı, Peygamber olarak Muhammed’i kabûl edip hoşnûd oldum.» derse, cennet ona vâcib olur.” |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 22:58. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
Navbar with Avatar by Motorradforum