|
|
| | #1 |
| Çevrimdışı ![]() Üyelik tarihi: 07 Aralık 2022 Konular: 21245 Mesajlar: 24.248
Nerden: İstanbul Cinsiyet: Erkek Web Site: TRmIRC.Net IRC Sunucu: IRC.TRmIRC.Net Alınan Beğeni: 3770 Beğendikleri: 6794 Ruh Hali : : |
Ülkemizde 6 Şubat tarihinde meydana gelen depremler vesilesiyle on binlerce insanımız hayatını kaybetti, binlercesi sakat kaldı, milyonlarca insan an itibariyle bulundukları yerden daha başka şehirlere göçmek zorunda kaldı. Bir yandan enkazdan kurtarma çalışmaları tamamlanırken diğer yandan enkazın kaldırılması için, diğer yandan da bölgede yapılacak yaklaşık 200 bin konutun yapılacağı temeli sağlam alanlar tespit ediliyor. Her depremden sonra ülke insanımızın diline Japonya pelesenk olur. Her depremden sonra Japonya'dan örnekler verilir ve "Japonya'da çok büyük depremler oluyor, orada kimse ölmüyor!" denir. Evet bu konuşulanların ne kadar doğru, ne kadar isabetli olduğunu kavrayabilmek için günlerden beri dünyanın en büyük depremleri ve özellikle de Japonya'da yapı yönetmelikleri üzerine yoğun bir çalışma gerçekleştirdik. DEPREMİN DERİNLİĞİ, MEYDANA GELDİĞİ YER, ZAMANI VE ŞİDDETİ YIKICILIĞINI BELİRLEYEN ANA UNSURLAR Bir deprem meydana geldiğinde onun yıkıcılığını ve sebep olacağı insani kayıpları belirleyen bazı hususlar söz konusu: -Depremin yeryüzünden ne kadar derinde meydana geldiği: Bir deprem yeryüzüne ne kadar yakın gerçekleşirse o kadar yıkıcı oluyor. Dünyamızda meydana gelen en şiddetli 20 depremin önemli bir bölümü bizim ülkemizde meydana gelen depremlere nazaran çok daha derinlerde oluşmuş. Daha derin depremler daha geniş alanda hissediliyor ancak o enerji yeryüzüne gelene kadar önemli oranda azalıyor. Yeryüzüne yakın depremler (Kahramanmaraş merkezli depremler) ise enerjisinden hemen hiçbir şey kaybetmeden yüzeye ulaşıyor ve çok daha yıkıcı oluyor. - Depremin nerede meydana geldiği: Dünyadaki en şiddetli depremlerin bazıları oldukça az nüfuslu alanlarda meydana gelmiş ve bu yüzden çok az kayıplar yaşanmıştır. Bazı depremler de denizde meydana geliyor. Tsunamiye neden oluyor. Tsunami uyarısı herkese ulaşırsa, tsunami kıyıya ulaşana kadar geçen zamanda insanların kendilerini sahillerden uzak bir yerlere atabilme şansı oluyor. Genel itibariyle karada meydana gelen depremler daha yıkıcı oluyor ve altyapıya daha fazla zarar veriyor. Bunun en önemli istisnası 2004 yılında Endonezya'nın Sumatra Adası merkezli deprem. Deniz altında, 30 kilometre derinlikte meydana gelen 9,1 şiddetindeki bu deprem meydana getirdiği tsunami nedeniyle Endonezya, Sirilanka, Hindistan, Maldivler ve Tayland'da 225 binden fazla insanın ölümüne neden olmuştur. Depremden önce meydana gelen uyarıcı deprem: Bazı şiddetli depremlerde yaşanan can kayıplarının az olmasının sebeplerinden birisi de depremden önce uyarıcı bir başka depremin meydana gelmesidir. Örneğin oldukça şiddetli bir depremden 2 dakika önce meydana gelen 6,4 şiddetindeki bir deprem insanların ilk fırsatta evlerinden dışarı fırlamalarına ya da bulundukları yerden kaçma şansı yoksa evin en güvenli görünen yerinde uygun pozisyon almalarına imkan sunabiliyor, bu da kayıpları önemli oranda azaltıyor. Depremin meydana geldiği zaman: Depremin ne zaman meydana geldiği de özellikle kayıpların artmasına ya da depremin ucuz atlatılmasına neden olabiliyor. Kahramanmaraş merkezli depremlerde sabah 04.17'de çifte deprem yaşandı. O saatte insanların çok büyük bir bölümü uykunun en derin yerindeydi. Gündüz saatlerinde meydana gelen ikinci depremde ise insanların çok büyük bölümü, aşırı soğuğa rağmen dışarıda bulunuyordu. Diğer yandan depremlerin meydana geldiği mevsim koşulları, özellikle yardımların ulaşmasını zorlaştırabiliyor. 1939'da Erzincan'da meydana gelen oldukça şiddetli deprem Aralık ayında meydana gelmişti, Kahramanmaraş merkezli depremler ise Şubat ayında gerçekleşti. Depremin meydana geldiği zaman diliminde hava şartlarının bölgeye gönderilen yardımları sıkıntıya sokabilmektedir. JAPONYA 100 YILDAN BERİ DEPREME DAHA SAĞLIKLI YAPI STOKU OLUŞTURMAK İÇİN DÜZENLEMELER YAPIYOR Buraya kadar saydıklarımız dışında depremin meydana geldiği yerdeki yapıların nasıl bir zemine ve nasıl bir şekilde yapıldıkları oldukça önemlidir. Bu konuda bize örnek gösterilen Japonya bugüne kadar depremlerde meydana gelen ölümleri ve yapı kayıplarını azaltmak için neredeyse 100 yıldır yapılar ve yapı ruhsatı verme kuralları üzerinde çalışmalarda bulunmuştur. Japonya, tarihi boyunca çok sayıda depreme maruz kalmıştır.1923'te 7.9 şiddetindeki Büyük Kanto Depremi, Tokyo ve Yokohama'yı harap etti ve 140.000'den fazla insanın ölümüne sebep oldu. Japonlar deprem ile ilgili olarak düzenlemelere esas olarak bu depremden hemen sonra başladılar. Yıllara göre şu gelişmeler yaşanmış: 1924: Depreme dayanıklı inşaat yönetmeliği getirildi. 1891 Mino-Owari büyüklüğündeki 8 depreminden sonra, depreme dayanıklı inşaat araştırma ve çalışmaları başladı. 1923 Kanto depremi, yapı düzenlemelerinin getirilmesini daha da hızlandırdı. Yönetmelik, ahşap kirişler, betonarme için deprem yüküne sahip olacak minimum kalınlık ve çaprazların takılmasını şart koşuyordu. Ancak, bu kurallar sadece kasaba bölgelerinde geçerliydi. 1950: Bina Standartları Yasası'nın ve şimdi "kyu-taishin" olarak bilinen şeyin tanıtımı. Değişiklik, 7.1 büyüklüğündeki 1948 Fukui depreminden sonra gerçekleşti. Depreme dayanıklı tasarım ülke çapında uygulandı ve artık sadece şehir alanlarıyla sınırlı değildi. Belirli bir miktarda deprem taşıyıcı duvarlara ihtiyaç duyulmuştur. Ahşap yapılar için ekstra çerçeve gerekliydi. Yönetmelik, "Bir binanın, 5-7 büyüklüğündeki bir depreme ve sismik yoğunluk ölçeği (Shindo ölçeği) 5'in üzerinde olan bir depreme dayanacak ve yıkılmayacak şekilde tasarlanmasına rağmen, bir miktar hasarın meydana gelebileceğini" ifade ediyordu. Ancak, 6 veya daha yüksek sismik yoğunluk üreten daha büyük bir deprem için hiçbir standart uygulanmadı. 1971: Kesme takviyesi ve betonarme temeller için Kanunda değişiklikler yapıldı. Ahşap yapılara betonarme temellere sahip olma şartı getirildi. 1981: "Shin-taishin" veya Yeni Depreme Dayanıklı Bina Standardı Değişikliği. 1978'teki 7,4 şiddetindeki Miyagi Depremi bu yeni revizyona yol açtı. Depreme dayanıklılık tanımı şu şekilde değiştirildi: "Sık sık meydana gelen orta büyüklükteki depremler için (5-7 büyüklüğünde), binada hafif bir çatlaktan daha fazla zarar görmemeli ve normal şekilde çalışmaya devam etmelidir. Büyüklüğü 7 veya daha yüksek olan ve Shindo ölçeği 6 veya daha yüksek olan nadir ve büyük depremler için ise bina çökmemelidir". 2000: Ahşap yapıların depreme dayanıklılığını artırmak için revizyon yapıldı. Ahşap çerçeveli bir ev inşa etmeden önce, zemin stabilite açısından test edilmeli ve yukarıdaki yapı zemin tipine uygun olarak inşa edilmelidir. Yapının payanda, temel ve kirişlerine uygulanan düzenlemeler geliştirildi. 2000: Kusurlara Karşı 10 Yıllık Garantinin getirilmesi. Yeni evler, kusurlara karşı 10 yıllık bir garanti içermelidir. 2006: Yapı sertifikaları ve denetimleri daha katı hale geldi. Bu değişiklik, 2005 yılında Aneha'nın sahte depreme dayanıklılık verileri skandalından sonra yapılmıştır. Belli bir yüksekliğin üzerindeki binalar emsal değerlendirmesine tabi tutulmuştur. 3 katın üzerindeki apartman binaları artık inşaat sürecinin ortasında teftişe tabi tutulmaya başlanmıştır. Tüm bu gelişmelerden sonra Japonya'daki binalarda depreme dayanıklılık ile ilgili başlıca üç seviye söz konusu. JAPONYA'DA BİNALARIN DEPREME DAYANIKLILIĞI KONUSUNDA ESAS İTİBARİYLE 3 FARKLI SEVİYE SÖZ KONUSU Taishin: Bu, Japonya'daki depreme dayanıklı binalar için minimum gerekliliktir ve kirişlerin, sütunların ve duvarların sallanmaya karşı yönetmeliklerde belirtilen kalınlıkta olmasını zorunlu kılar. Seishin: Japonya'daki depreme dayanıklı binaların bir sonraki seviyesi olan Seishin, yüksek binalar için tavsiye edilir. Bir depremin enerjisini büyük ölçüde emen amortisörler kullanır. Temel olarak, temellerin altındaki zemine kalın kauçuk harita katmanları yerleştirilir, böylece sarsıntılar emilir. Menshin: Bu, Japonya'daki depreme dayanıklı binaların en gelişmiş hali ve aynı zamanda en pahalısıdır. Bina yapısının kendisi, aşağıdaki toprakla bağımsız hareket eden kurşun, çelik ve kauçuk katmanlarıyla yerden izole edilmiştir. Bu, en şiddetli depremlerde bile binanın kendisinin çok az hareket etmesine olanak sağlar. Binanın konumuna ve amacına bağlı olarak, Japon mimarlar depreme dayanıklı birçok bina özelliği arasından seçim yapabiliyorlar. Örneğin şunlar gibi: Batı yapılarında yaygın olan betonarme çekirdeğin aksine, binanın çekirdeğinde çelik bir çerçevenin kullanılması. Beton kolonlar yerine çapraz sönümleyiciler, çelik kirişler ve kolonların kullanılması. Binanın çekirdeğinde veya çatısında sarkaçların kullanılması. Bina katları arasına monte edilen damperler. Binayı güçlendirmeye yardımcı olacak ağ yapıları. Kaçmak için daha fazla yol sağlayan açılır kapanır kapıların kullanımı. Ampullerin patlaması durumunda insanları korumak için kapalı ışıklar. Deprem uyarı sistemine bağlanabilen ve ilk sarsıntıdan hemen sonra yerden birkaç santimetre yükselebilen yapılar. *ALINTI Benzer Konular: |
|