mIRCForumlari - mIRC ve IRC Kullanıcılarının Paylaşım Platformu
  https://www.mircforumlari.net/iletisim/


SohbetG.Com

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
Alt 10 Mart 2023, 04:47   #1
Çevrimdışı
Üyelik tarihi: 07 Aralık 2022
Konular: 21245
Mesajlar: 24.248
Nerden: İstanbul
Cinsiyet: Erkek
Web Site: TRmIRC.Net
IRC Sunucu: IRC.TRmIRC.Net
Alınan Beğeni: 3770
Beğendikleri: 6794
@RahmetLi
Ruh Hali : : Olu Gibi
Standart "143 bin nüfuslu ilçede ilk depremde sadece 3 bina yıkılmıştı, ikinci depremde 2000 bina bir anda çöktü!"

"Allah kimseye bir daha böyle felaketler yaşatmasın.
Depremin ilk 2 gününden bahsetmek istiyorum biraz sizlere.
Pazarcık merkezli ilk depreme evimde, Elbistan merkezli ikinci depreme kaymakamlık binamızda yakalandım.
Pazarcık merkezli depremde #Elbistan'da 3 binamız yıkıldı. Kurtarma ekipleriyle birlikte hızlıca olay yerine intikal ettik ve kurtarma çalışmalarına başladık. Bütün personelimiz sahadaydı. Ancak öğlen Elbistan merkezli ikinci depremde adeta kıyameti yaşadık.
Elbistan'da 2000'e yakın bina aynı anda çöktü. Elektrik ve iletişim koptu. Halkımızın haklı beklentisi vardı ama çalışacak ekipler de o depremi yaşadılar ve hemen hemen herkesin ailesi ya da bir yakını enkaz altında kaldı.
Enkaz başına gidiyorum, hatlar çekmediği için zar zor kepçe operatörünü arayıp acilen buraya gelmen gerekiyor diyorum "Başkanım annem enkaz altında nasıl geleyim" diyor, bir şey diyemiyorum. Zaten bunlar da son görüşmeler oldu, sonrasında iletişim tamamen koptu.
Belediye personellerimiz depremde hayatını kaybetti, hayatta kalanların çoğu bir yakınını kaybetti. AFAD ekipleri gelinceye kadar sayısı 50'yi geçmeyen kalan personelimizle birlikte kendi imkanlarımızla arama kurtarma faaliyetlerini yürütmeye çalıştık. Yetemedik biliyorum...
Bir tarafta hayatını kaybedenler, bir tarafta kurtarılmayı bekleyenler, diğer tarafta da yakını enkaz altında kalıp yardım edilmesini bekleyenler...
Halkımızın haklı tepkisine bir şey diyemiyorum elbet. Nereye gitsem, o an olmadığım diğer yerlerde eksiğim biliyorum. 2000 enkaz...
Bir taraftan da çalışmaların organize edilmesi, gelen bilgiler ve ihbarlar doğrultusunda kalan ekiplerin koordine edilmesi gerekiyor. Afad'la iletişim kurulması gerekiyor. Bu sebeple sık sık koordinasyon merkezine gitmem gerekiyor.
Tabi belediyemiz ağır hasar aldığı için öncelikle koordinasyon merkezi kurulacak yer tespiti yapılması gerekiyor.
Bir saniye, bakın üstüne basarak söylüyorum binden fazla kalem konuyla ilgilenirken bir saniye dahi duracak vakit yok.
Hamdolsun yardımlar, gönüllüler ve AFAD ekipleri gelmeye başlayınca arama kurtarma faaliyetleri hızlandı ve birçok mucize kurtuluş haberleri aldık. Çalışmalar bugün de hiç ara vermeden devam ediyor.
Bunca üzüntü ve yaşadığımız kıyamet provasının yanında bizleri üzen bir diğer şey de sosyal medyada burayı bilmeden yapılan eleştiriler oldu. 2 gün boyunca sosyal medyada neden yoktun deniyor da nasıl olayım? Can telaşına düşmekten vakit mi vardı, vakit olsa internet mi vardı?
Sosyal medyadan takip etmeye çalışan vatandaşlarımıza da bir şey diyemiyorum, bölgeye gelip video çekip, sonra hemen geri dönüp bölgede çektiği videoları paylaşanları görünce internet var, olsa da şarjı hayati ihtiyaçlar için idareli kullanmak mecburiyetinde değiliz zannediyor."

İLK DEPREMDE SADECE 3 BİNA YIKILIRKEN İKİNCİSİNDE 2000 BİNA YERLE BİR OLMUŞ. BU ÖLÇEKTE BİR FELAKETLE SİZ KARŞILAŞSAYDINIZ NE YAPARDINIZ?
Yukarıdaki sözler Kahramanmarış'ın Elbistan ilçesi Belediye Başkanı Mehmet Gürbüz'e ait. Yaşanan sıkıntının boyutlarını anlatması bakımından önemli bir açıklama. Bu açıklamayı 3 gün önce sosyal medya hesabından paylaştı.
Aynı gün 9 saat arayla meydana gelen depremlerin verebileceği zararı algılayamayan çok insanımız var.
Elbistan, birinci depremin merkezinden kuş uçumu 147 kilometre uzakta. Hatay, ilk depremin meydana geldiği Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesine kuş uçumu 175 kilometre mesafede.
Burada belediye başkanının verdiği bilgiler arasında en önemlilerinden birisi de Pazarcık merkezli depremin merkezinden 147 kilometre uzaktaki Elbistan'da ilk depremde sadece 3 binanın yıkılmış olması, buna karşın Elbistan merkezli ikinci depremde 2 bin binanın bir anda çökmesi.
Böyle bir durumda bulunan bir insan, ister belediye başkanı olsun ister başka bir yetkili, çok fazla bir şey yapamaz. İstese de yapamaz. Allah kimsenin başına vermesin ama şu ölçekteki bir felaket karşısında insan deyim yerindeyse çaresiz kalır. 143 bin nüfuslu bir ilçe Elbistan. Zamanında il olmak için önemli çabalar sarfetmiş, hatta Süleyman Demirel, 1993'te muhtar Nuri Taphasanoğlu'nun ceketini imzalayarak "Elbistan İl Oldu" bile yazmış.
Elbistan, Kahramanmaraş'ın bir ilçesi ama Malatya şehir merkezine daha yakın. Malatya şehir merkezine 120 kilometre, buna karşın Kahramanmaraş merkezine 158 kilometre. Elbistan, Malatya ve Adıyaman'da depremin verdiği hasarı gerçekte artıran, hatta katlayan bir başka deprem işte bu ilçede oldu. Saat 13.26'da.
Kendinizi bir an belediye başkanının yerine koyun. Veya kendinizi Hatay Büyükşehir Belediye Başkanının yerine koyun. Şöyle bir tabloyla karşılaştığınız zaman sizin yapabileceğiniz hemen hiçbir şey kalmamış. Başka yerlere ulaşmaya çalışan arama kurtarma ve yardım ekiplerini kendi beldenize getirebilmek için bile belli bir süre uğraşmanız gerekir. Dolayısıyla böyle büyük felaketler sırasında sıcacık ofislerinden, evlerinden klavye başında kahraman kesilenlerin sözlerine itibar etmeye gerek yok. Yaşanan hadise hiç de basit bir şey değil. Bir şeyi ekranda görmek farklı, onu sahada yaşamak farklı. Ekranda genel görüntü görürsün, bir alana çevrilmiş kameraları görürsün. Ne gösterilmek isteniyorsa onu görürsün. Ama sahadaysan, olay mahallindeysen o zaman tablonun tamamını görürsün. O zaman sıkıntıyı iliklerine kadar hissedersin.
Ezbere konuşmak, onu bunu yok saymak veya aciz göstermek kadar kolay bir şey yok. Hiç değilse şu zor günlerde hepimizi rahatsız eden şu tür ucuz davranışlardan uzak kalabilseydik ama olmadı işte. Bazı akbabalar yaşanacak büyük bir felaket zamanında kusmak için baya baya bir şeyler biriktirmişler kursaklarında!

***

Yakınlarını kaybeden çocukları sahiplenmek istemek güzel de herkes bu yükün altından kalkamaz!

"Yüzyılımızın en büyük depremlerinde birine şahit oluyoruz. Gittik gördük enkaz altlarında çalışma da yaptık, yardımlarımızı da götürdük.
Depremin etkilerini rehabilite etmek için devletimiz ve vatandaşlarımız var gücü ile çalışıyor. Depremin etkisi ile vatandaşlarımız hizmet kolumuzda olan Aile ve Sosyal Hizmet İl Müdürlüklerinde sıraya girildi. Depremde ailesini kaybeden evlatlarımız için. Ancak geldiğimiz noktada açıklama yapma gereği duyduk.
Afet bölgesinden gelen refakatsiz çocuklara yönelik koruyucu aile olma veya evlat edinme taleplerinde yoğun bir artış olmuştur. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı sadece depremden etkilenen, ailesine ulaşılamayan çocuklara yönelik olarak herhangi bir koruyucu aile modeli bulunmamaktadır.
Refakatsiz çocuklarla ilgili kimlik tespiti ve ailelerine ulaşmaya yönelik işlemler devam etmektedir. Deprem nedeniyle veya herhangi bir sebeple çocukların korunma ve bakım altına alınmasını gerektiren bir durum oluşması halinde çocuklar Bakanlığımızın ilgili kuruluşlarına kabul edilerek devlet koruması altına alınmaktadır.
Koruyucu aile olma süreci belirli kriterleri içeren ve belirli incelemeler sonrasında uygun görülmesi halinde gerçekleşen bir süreçtir. Vatandaşlarımızın sadece deprem bölgesindeki çocuklara yönelik birkaç ay için koruyucu aile olma düşüncesi ile ilgili bir işlem yapılmamaktadır.
Bu durum illerde ve İlimiz Eskişehir de yoğun bir müracaatçıya sebebiyet vermiştir. Şartları uygun olan ve devlet koruması altında olan tüm çocuklarımıza koruyucu aile olmak isteyen ailelerimiz elbette müracaatta bulunabilirler.
Bunun için e- Devlet üzerinden veya il müdürlükleri aracılığıyla müracaat edebilirler. Ancak şu anda sadece depremden etkilenen çocuklara yönelik koruyucu aile olmaya ilişkin herhangi bir süreç bulunmamaktadir ve öncelik depremde etkilenen çocuklarımızın aile yakınları (eksenli) olmak üzere süreç devam etmektedir."
Sağlık Sen Eskişehir Şube Başkanı Hasan Hüseyin Köksal'ın ifadeleri bunlar. Kendisi depremden sonra ekibiyle birlikte deprem bölgesine gidip çalışmalara bizzat katıldı. Sahada olup biteni yakından gördü.
Bu uyarısı hassas bir mevzuda. Bu depremde yakınlarını kaybeden belki yüzlerce çocuğumuz var, belki binlerce. Ne olduğunu anlayamamış durumdalar. Anne, baba ve yakınlarının nerede olduğunu, neden yanlarını gelmediğini merak edenler olduğu gibi henüz bunların farkında olamayacak küçükler de var.
İnsanlarımız depremden hemen sonraki süreçte bu çocuklara merhamet ediyor ve sahiplenmek istiyor. Ancak bir çocuğa maddi ve manevi olarak yetebilmek, onunla ömrü boyunca iyi bir iletişim kurup ilgilenmek gerçekten hiç kolay değil. Daha önce çocuk yetiştirmemiş olanlar için bu daha zor.
Bu çocuklara sahip çıkmalıyız ancak bu tür müracaatlarda gerçekten bir çocuğu maddi manevi en iyi şartlarda yetiştirecek olanların sahiplenmesi lazım. Tabi önce, Köksal'ın da söylediği gibi, kendilerine en yakın akrabalardan başlanması şartıyla...



ALINTI

  Alıntı ile Cevapla


Cevapla
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler