|
|
| | #1 |
| Çevrimdışı ![]() Üyelik tarihi: 07 Aralık 2022 Konular: 21245 Mesajlar: 24.248
Nerden: İstanbul Cinsiyet: Erkek Web Site: TRmIRC.Net IRC Sunucu: IRC.TRmIRC.Net Alınan Beğeni: 3770 Beğendikleri: 6794 Ruh Hali : : |
Kahramanmaraş, Hatay, Adıyaman, Diyarbakır, Adana, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Malatya ve Kilis'te büyük yıkıma yol açan depremler önceki gün itibariyle yaklaşık 32 bin vatandaşımızın ölümüne neden olmuştu. Ölen vatandaşlarımızın sayısının bir miktar daha artabileceğini tahmin etmesi zor değil. Depremden 198 saat sonra enkazdan sağ kurtarılanların olduğunu görüyoruz. Sahada çalışmalar tüm hızıyla sürüyor. Devlet bir yandan da hasarın boyutlarını tam olarak ortaya koymak için çalışmalara başlamış durumda. Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un yaptığı açıklamaya göre "10 ilde 171 bin 882 bina incelendi. 24 bin 921 binada 120 bin 940 bağımsız bölümün yıkık, acil yıkılacak veya ağır hasarlı olduğu" tespit edildi. MİLYONLARCA DEPREMZEDENİN BARINMA VE BESLENME İHTİYAÇLARININ SÜRDÜRÜLEBİLİR ŞEKİLDE KARŞILANMASI ÖNCELİĞİMİZ Bir yandan umudu hiç kesmeden enkaz altından insanlarımızı çıkarıyoruz, bir yandan köpeklerle ve hassas cihazlarla canlı olup olmadığına yönelik kontrollerden sonra vatandaşlar da bilgilendirilerek enkaz kaldırma çalışmalarına artık yavaş yavaş başlanıyor. Yaklaşık 25 bin bina ya tamamen çöktü, ya yana yattı ya da içindeki bazı bölümler, artık içinde oturulamayacak şekilde. Bu binaların en az 7-8 bin kadarının tamamen çöktüğü biliniyor. Dolayısı ile ortada depremin sebep olduğu ve giderilmesinin yıllar alabileceği çok yara var. Evet depremin verdiği en büyük acı orada kaybettiğimiz canlarımız. Acıları yüreklerimizde. Ancak bir şekilde hayatta kalan ancak büyük sıkıntı çeken milyonlarca insanımız var bölgede. Şimdi biz bu insanlarımızın barınma ve beslenme ihtiyaçlarını tam olarak gidermek zorundayız. Bölgede eğitim gören öğrencilerden dolayı muhtemelen birçok aile başka bir şehre gitmek isteyecektir. On binlerce ya da yüz binlerce insanımız olsaydı mağdur olan elbette çözüm daha kolaydı ancak milyonlarca insandan bahsediyoruz burada. KAMU ELİNDEKİ TÜM İMKANLARI DEPREM MAĞDURU İNSANLARIMIZIN HİZMETİNE SUNUYOR, ANCAK İHTİYAÇ DAHA BÜYÜK Öğretmenevleri, orduevleri, kamu kuruluşlarının tesisleri, öğrenci yurtları gibi tüm yerlerin bu süreçte insanlarımızın barınmasına açılması en hızlı ve makul çözüm. Bu yönde adımlar atıldığını görüyoruz. Bugün itibariyle Eskişehir'de yaklaşık 17 bin depremzede kardeşimizin devletin sahip olduğu yerlerde konaklama imkanı var. Bunun haricinde az da olsa bazı insanlarımızın sahip oldukları ve boş bulunan konutlarını depremzedelere tahsis ettiklerine şahit oluyoruz. Bazı depremzede kardeşlerimizin de bir deprem bölgesinden uzaktaki yakınlarının yanına yerleştiklerine şahit oluyoruz. Bölgeden tahliye edilen ya da kendi isteği ile başka şehirlere gitmiş olanların sayısını net olarak bilmemekle birlikte yüz binlerce diyebiliriz. Bu rakam enkaz kaldırma ve kurtarma çalışmaları bittikten sonra hızla artabilir. Elbette depremde sağlam kalan, küçük hasarlarla depremi atlatan da çok sayıda bina var. Bu binaların sahipleri doğalgaz, elektrik ve su gibi hizmetlerin yeniden başlamasından sonra kendi evinde yaşamak isteyebilirler. Bu durumda olan vatandaşlarımızın en önemli sıkıntısı özellikle gıda ve temizlik maddelerini alabilecekleri işyerlerinin henüz tam olarak açılamamış olması. Bu konuda yaşanan sıkıntının da hızlı bir şekilde giderileceğini düşünüyoruz. SAĞLAM ZEMİNLERE ÇOK DAHA SAĞLAM, SOSYAL DONATILARI DA OLUN YENİ VE DAHA DÜZENLİ ŞEHİRLER KURULACAK Deprem bölgesindeki arama kurtarma faaliyetlerinin bir süre daha devam edecektir. Bu çalışmalar bitince çok hızlı bir şekilde moloz ve hafriyat kaldırma çalışmaları başlayacak. Devlet halihazırda daha önceden çalışmalarını yaptığı alanlar üzerinde depremde yıkılan, kullanılamaz hale gelen bağımsız bölüm sayısından az olmayacak şekilde bağımsız bölüme sahip yeni konutları yapmak için çalışmalara başlamış durumda. Bu konutların yapılacağı alanda sosyal donatılar da olması gerektiği kadar olacak. Deyim yerindeyse bu bölgelerde yeni şehirler ortaya çıkacak. Yeni konutların yapılacağı yerlerde en önenli husus bina yapılacak yerlerin zemininin iyi seçilmesi. TOKİ bunların yerini muhtemelen önceden belirlemiştir. Bölgede önemli bir yıkım oldu. Bu yıkılanları tekrar yerine dikebiliriz, bu bize ekonomik olarak belli maliyetler yükleyecektir. Bunların üstesinden geliriz. Ama elbette giden canlarımızı geri getiremeyeceğiz artık. Acılarımız zamanla hafifleyecek, depremin izleri zamanla hayatımızda daha az belirgin hale gelecek. Hayatta kalanlar yeni şartlarda, belki yeni şehirlerde, yeni ortamlarda hayatlarına devam edecekler. DEPREMDE İŞİNİ KAYBEDENLERİN İSTİHDAMINA ÖNCELİK VERİLMELİ, İŞ YERİNİ KAYBEDENLERE FAİZSİZ VE BİRKAÇ YIL ÖDEMESİZ KREDİLER SAĞLANMALI Milyonlarca mağdur insandan bahsediyoruz. Bunların bir bölümü kendi bulundukları şehirlerde kalmaya devam edecek olsa bile, işini gücünü kaybeden, sakat kalıp çalışamaz duruma düşen, psikolojik olarak büyük darbe alıp çalışamayacak hale gelmiş bulunan belki binlerce, on binlerce insanımız olacak. Hem sosyolojik, hem psikolojik hem de ekonomik olarak zor bir döneme girdik ve tüm bu yaraları sarmak zaman alacak. İşin ekonomik boyutu da önemli. Depremzede olup işini kaybetmiş on binlerce insanımız var. Depremden kurtulan ama iş yerin yok olan insanlarımız var. Depremden kurtulan ancak evi barkı yerle bir olduğu için başka şehre taşınmak zorunda olan ve bu yüzden işinden olmuş olanlar var. Daha başka şehirlere yerleşen depremzedelerimizin istihdam edilmeleri için özel sektör devlet ile el ele vermeli. Depremzede ailelerden çalışabilecek durumda olan hiç değilse bir kişinin öncelikli olarak istihdam edilmesi teşvik edilmeli. Yeni baştan iş kurmak isteyenlere faizsiz ve birkaç yıl geri ödemesiz krediler uygun şekilde verilmeli. YENİ BİR HIZLI KALKINMA SÜRECİNİN BAŞINDAYIZ, 10 YILDAN BERİ DEVAM EDEN SIKINTILI SÜREÇ ÖYLE UMUYORUZ Kİ SONA ERDİ 1999'daki 7.4 şiddetindeki deprem de çok büyük yıkımlara sebep olmuştu. Türkiye daha sonraki yıllarda hızlı bir kalkınma süreci yaşadı. 2013 yılına kadar soluksuz ve çok hızlı büyüdük ekonomik olarak. 2013-2023 arası oldukça sıkıntılı geçti ama her şeye rağmen büyümemizi sürdürdük. Türkiye kendi içinde birliği beraberliği sağlayabilirse bu sürecin altından da çok hızlı bir şekilde kalkacaktır. Yeni dönemde her birimize, özellikle de varlıklı kardeşlerimize önemli vazifeler düşecektir. Yatırım yapma, hiç değilse belli sayıda insanımızı istihdam etme fırsatı olanlar hemen işe koyulmalılar. 10 yıllık sıkıntılı dönemin 9 saat arayla gelen bu iki yıkıcı depremle sonlandığını düşünüyoruz. Zira her sıkıntıdan sonra bir de rahatlama olur. 10 yıldır ülkemizin başına öyle ya da böyle çorap örmek isteyenler oldu. Bu çevrelerin kimler olduğunu Türkiye tarihinin en büyük felaketini yaşadığımız günlerde tavır ve davranışlarından bir kez daha teşhis etme fırsatımız oldu. Elbette her insan bir değil, herkes kendi karakterinin gereğini yerine getiriyor. BÜYÜK, BAĞIMSIZ VE GÜÇLÜ TÜRKİYE YOLUNDA ÇOK DAHA FAZLA ÇALIŞMAK GEREKECEK Bu ülkeyi, bu milleti sevenler olarak bu depremin her türlü yarasının sarılması adına yapabileceğimiz bir şey varsa sonuna kadar yapmaya hazırız. Her yaşadığımız zorluk bizleri, milletimizi daha iyi yaşam koşullarına ulaştırma, ülkemizi kalkındırma ve muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarma aşkımızı artıracak. Hiçbir zaman Büyük, Bağımsız ve Güçlü Türkiye sevdasından vazgeçmeyeceğiz. Bu sıkıntılı zamanımızda, bu acı günlerimizde siyaseten bir şeyler kazanma umuduyla davrananları da unutmayacağız, böyle günlerde tüm samimiyetiyle, tüm hasbiliğiyle boynumuza sarılan, yaralarımızı saran, derdimize çare olmak için ne yapacağını şaşıranları da! Bu ülke göründüğünden çok daha büyük bir ülke. Dünya tarihinin sayılı felaketlerinden birini yaşamış olmasına rağmen emin olun kısa sürede bunun da üstesinden gelecektir. Devletimize, milletimize güvenimizi kaybetmeyelim. Bir yandan da, benzer felaketlerde kayıplarımızın mümkünse olmaması adına yapmamız gereken her türlü çalışmayı da hiçbir ayrıntıyı ihmal etmeden yapalım. Güzel günler göreceğiz, hem de tahminlerimizin de ötesinde. Allah'ın izniyle o günleri görmek de bugün yaşayanlarımızın çok büyük kısmına nasip olacak! ALINTI |
|