mIRCForumlari - mIRC ve IRC Kullanıcılarının Paylaşım Platformu
  https://www.mircforumlari.net/iletisim/


SohbetG.Com

Kullanıcı Etiket Listesi

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler
Alt 10 Mart 2023, 04:47   #1
Çevrimdışı
Üyelik tarihi: 07 Aralık 2022
Konular: 21245
Mesajlar: 24.248
Nerden: İstanbul
Cinsiyet: Erkek
Web Site: TRmIRC.Net
IRC Sunucu: IRC.TRmIRC.Net
Alınan Beğeni: 3770
Beğendikleri: 6794
@RahmetLi
Ruh Hali : : Olu Gibi
Standart Manipülasyonlar ve gerçekler

10 ildeki deprem enkazından sağ olanların kurtarılmasına devam ediliyor. Deprem ile tartışmalarda devam ediyor. Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğu düşünülürse, yapıcı ve yol gösterici tartışmalara ihtiyaç var. Ancak, mesela biri çıkıyor 'baraj patladı' diye ortalığa laf atıyor. Bölgede yaşayan insanların panik olmasına neden oluyor. Bu yalan kurtarma çalışmalarının bir süre durmasına da neden oluyor. Kurtarma çalışmalarının birkaç saat durması belki de kurtarılacak, kişilerin hayatlarını kaybetmesine neden oldu. Bölgede göçük altında kalan insanların yaşamı pamuk ipliğine bağlı ve kurtarma çalışmaları sürerken, herkes de sorumluluğunu bilmelidir.

Gazetecilik eğitimi almamışlar, ciddi bir yayın kuruluşunda çıraklıktan yetişmemişler, basın kurumlarının hiçbirine tabi değiller, yani yazıp söylediklerinden dolayı mesleki hesap verme yükümlülükleri yok. Şimdi de felaketten şöhret devşirmek için deprem bölgesine üşüşmüşler, yazıp duruyorlar. Normal zamanlarda da bu kişiler, yasa, yönetmelik ve insani değerler taşımadan faaliyetlerini mesleğimiz adını kullanarak, çalıştılar. Tabii ki, bir yere kadar yaptıkları işi sürdürebilirler. Sonrasında toplum karşılarına çıkar. Böyle kişiler, özellikle uygulanan bir planın da parçası olmuş olabilirler. Şüphesiz bunu da atlatacağız.

PLANLAR PLANLAR
Geçen yıl ki ABD'nin "Millenium Challenge-2002" tatbikatını biliyoruz. Bu tatbikatın, aynı 1919 yılındaki sevr gibi Türkiye'yi işgal çalışmasının bir parçası olduğunu da hatırlıyoruz. Bin yılın meydan okuması diye Türkçeye çevrilen planın uygulanmaya konulmaya çalışıldığı günlerde, hemşerimiz dönmin genelkurmay başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu, "28 Şubat bin yıl sürecek" demişti. Aslında Kıvrıkoğlu, batı kaynaklı haçlı irticaya mücadele mesajı vermişti. Batı kaynaklı ve Türkiye'de 15 Temmuz da ortaya met şekilde çıkan terör örgütünü işaret etmişti. Ancak, yanlış anlaşıldı. Yanlış anlayanlar başka başka yorumlar yaptılar. Gelişi güzel açıklama yapanların aklına Sevr gelmedi. Bin yılın meydan okuması tatbikatına NATO üyesi olan Türkiye çağrılmazken, tatbikat Lozan anlaşmasının da yıl dönümüne getirilmişti. Lozan'ı hala anlayamayanların, durup düşünmesi gereken noktada burasıdır.
Geçtiğimiz günlerde Amiral Cihat Yaycı ne dedi:" "Kurtlar puslu havayı sever" . Demek ki, puslu havalara dikkat edeceğiz. Puslu havadaki plana göre, "Hedef ülke, bazı denizyollarını kontrol etmektedir. Bir ada ülkesiyle şiddetli sorunları vardır. Bu ülkede çok büyük bir deprem olur. Sivil hükümet depremle mücadele edemez ve kaos durumunda ordu duruma el koyar. Uluslararası yardım çağrısı yapılır. ABD yardımlarının kendi askerleri tarafından yapılmasını şart koşar. Böylece ülkeye girmekte olan ABD askerlerinin miktar ve faaliyetlerinden kuşkulanan hedef ülke ordusuyla ABD ordusu arasında savaş çıkar ve ülke 96 saat içinde işgal edilir."
Yaşadığımız depremde yardıma koşanlar var. Dünyanın her yerinden Türk ulusu bunları unutmayacaktır. Yardım görüntüsü altında gelenleri de biliyoruz. Bir şekilde tarih yazacak. Milyonların dayanışması tarihin sayfalarına altın harfler ile yazıldı. Bugünde Atlantik basını okuyanlar senaryoları görecektir. Aynı basın kuruluşları yakın geçmişimizdeki Ergenekon, balyoz gibi kumpasları övüyorlardı.

KAYBETTİKLERİMİZ
Deprem bölgesi dışında yaşayan Türk insanı 10 ilde yaşanan depremin acılarının sarılması için birbiri ile yarıştı. Dayanışmanın en güzle örneğini gösterdi. Sahadaki gazetecilerde zor koşullarda görevini yapmaya çalıştı. Hatalardan onlar sorumlu değildir. Plazalarda oturan gazeteci oldukları iddia edilenler sorumludur. "Kim bunun sorumlusu? Kader mi, tabiat mı? Hayır, bunun sorumlusu mühendisidir, onay verendir, kimse kıvırmasın" diyen Dilara Gönder, Show TV'den istifa etmek zorunda kaldı. Ama vicdanlı gazetecilerin sesi oldu. Aynı şekilde NTV'de hemşerimiz Seda Öğretir de isyan ederek, "Ne yani mukadderat mı diyeceğiz? Olmaz böyle şey" itirazı ile haberciliğin nasıl olması gerektiğini ortaya koydu. Geçtiğimiz yıl Uğur Mumcu gecesinde Eskişehir'de ağırladığımız Habertürk'ten M. Akif Ersoy'un Hatay'da kurtarma çalışmalarında aydınlatma olmadığını göstermek için canlı yayında spotları kapattı. Bölge gerçeğini en güzle şekilde anlattı.

15 GAZETECİYİ KURBAN VERDİK
Şimdilik rakamlara göre bölgede görev yapan Ayşe Figen Arlı (İskenderun Ses), Aziz Çevlik (Manşet / K. Maraş), Burak Alkuş (Adıyaman Ses), Burak Milli (AA / Hatay), Gökhan Aklan (İHA / Hatay), Hidayet Özdemir (Gazeteci -Yazar/Adıyaman), İskender Korkut (Mercan TV/Adıyaman), İzzet Nazlı (DHA/Hatay), Kemal Öner (Adıyaman Telgraf), Meltem Özgen (TV sunucu/Adana), Muhammed Akan (Adıyaman Haber) Mustafa Yüzbaşıoğlu (Bugün / K. Maraş), Neşet Alkan (Haber Ekspres/Hatay), Ruhi Akan (Jet Haber/Adıyaman), Yunus Emre Doğan (Mercan TV/Adıyaman) hayatlarını kaybetti. Cumhuriyet gazetesi, muhabiri TGC İskenderun Temsilcisi Akın Bodur da enkaz altından yaralı olarak kurtarıldı, arkadaşımız okulunu kaybetti. Dileğimiz tez zamanda aramıza dönmesidir.





ALINTI


  Alıntı ile Cevapla


Cevapla
Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler