|
|
| | #1 |
| Çevrimdışı ![]() Üyelik tarihi: 07 Aralık 2022 Konular: 21245 Mesajlar: 24.248
Nerden: İstanbul Cinsiyet: Erkek Web Site: TRmIRC.Net IRC Sunucu: IRC.TRmIRC.Net Alınan Beğeni: 3770 Beğendikleri: 6794 Ruh Hali : : |
"Tank göndermeye bile gerek kalmadı!" Bu ifade ülkemizde yaşanan ve yüzlerce yılda bir görülen büyüklükteki depremden hemen sonra Fransız Charlie Hebdo dergisinde yayımlanan bir karikatürle birlikte kullanıldı. Karikatürde ülkemizde yaşanan deprem konu edildi ve onun üzerine bu yorum yapıldı. Evet, 7 Ocak 2015 günü bu dergiye saldırı yapılmış, 11 kişi öldürülmüştü. Zamanın Başbakanı Ahmet Davutoğlu, bu saldırıyı kınamak için neredeyse tüm dünya liderlerinin katıldığı yürüyüşe katılmış, hem de en önlerde yer almıştı. Ve bugün bu soytarılar en acı günümüzde, en zor günümüzde bize, bizim insanımıza karşı bu terbiyesizliği yapıyorlar. İnsanın ne kadar zoruna gidiyor değil mi? VATANDAŞLARIMIZIN BİR KISMI ENKAZ ALTINDA CAN DERDİNDE, BAZILARI DE TİMSAH GÖZYAŞLARIYLA OY DERDİNDE! Evet, bizim de çok zorumuza gitti, biz de çok öfkelendik. Ne var ki onlar bize düşman olanlar, acı günümüzde bize yardım etmek zorunda değiller, tam tersine yaşadığımız felaketi kendileri için bir eğlence vasıtası haline de getirebilirler. Peki ya bizim içimizdekilerin bize, bu ülkeye ve millete yaptıklarına ne demeli? Türkiye, tarihinin en şiddetli depremini yaşadı. AFAD (T.C. İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) depremin şiddetini Richter ölçeğine göre 7.6 olarak açıkladı. ABD Jeolojik Araştırma Kurumu ise depremin büyüklüğünü 7.8 olarak tespit etti. Ülkemizde 26-27 Aralık 1939'da gerçekleşen Erzincan Depremi Richeter ölçeğine göre 7,2 şiddetinde, yüzey şiddetine göre ise 7,9 gücündeydi. Önceki günün erken saatlerinde ülkemizi vuran deprem Erzincan depremi ile kıyaslanıyor, ondan daha şiddetli olarak yorumlanıyor. Dolayısı ile Türkiye tarihinin en şiddetli depremi ile karşı karşıyayız. 1939'da depremin yaşandığı Erzincan'ın nüfusu, 20 Ekim 1935 tarihinde yapılan nüfus sayımından hareketle 160 bin kadardı. Depremde yaklaşık 33 bin kişi hayatını kaybetti. Yaklaşık 100 bin kişi de yaralandı. Ölenlerin çok büyük bölümü Erzincan'da idi, Tokat'ın Reşadiye ilçesinde de önemli can kayıpları olmuştu. Depremde 116 bin 720 bina yıkılmıştı. Elbette o günkü depremle bugünkünü karşılaştırmak abesle iştigal etmektir. Zira o tarihlerde Kızılay'ın 25 gün sonra bazı deprem yerlerine ancak ulaşabildiği yazılıdır. Önceki gün sabahın erken saatlerinde meydana gelen deprem bölgelerinden birçoğuna ilk 24 saat içinde önemli müdahalelerde bulunulmuştur. Depremler (Çünkü 7.8'lik depremden sonra bir de 7.6 şiddetinde bir başka deprem oldu ilk depremden yaklaşık 8 saat sonra) nedeniyle yolların bazı noktalarda kırılması, çökmesi, diğer yandan da ağır kış koşulları müdahalelerin hızını olumsuz yönde etkilemiştir. Her ne kadar deprem Kahramanmaraş merkezli olsa da esas yıkım Hatay'da meydana gelmiş görünüyor. Milyonlarca insanın yaşadığı, yüzlerce yerleşim yerinde ağır yıkımların gerçekleştiği bir depremle karşı karşıyayız. An itibariyle 6-7 bin çökmüş bina tespit edildi ancak bu rakamın 12-15 bin kadar olduğu tahmin ediliyor. Dolayısı ile çöken her bir bina enkazının kaldırılması için hiç değilse bir 20 kişi ve tabi iş makineleri gerekiyor. Ağır kış şartlarında ilk 24 saat içinde belli sayıdaki çöken binaya ulaşıldı, binlerce hayat kurtarıldı. Gönül isterdi ki hiçbir vatandaşımız hayatını kaybetmesin, kimse yaralanmasın, malı-mülkü zarar görmesin ama yaşandı. BELEDİYE BAŞKANI KENDİ EKİPLERİNİN DE ENKAZ ALTINDA OLDUĞUNU SÖYLEDİ, YARDIM BAŞKA İLLERDEN GETİRİLMEK ZORUNDAYDI Evet, Charlie Hebdo fıtratının gereğini yapıyor. İyi de bizde her yaşadığımız felaket zamanında çıkıp felaket tellallığı yapanlar, tüm imkanların seferber edildiği ve yaşanan depremin büyüklüğü nedeniyle her bir çöken binaya aynı anda müdahale etmenin mümkün olmadığı bir zamanda iktidarı ya da hükümeti "insanları ölüme terkettiler" diye suçlamak, insanları yaklaşan seçimler öncesinde yalan haberlerle ve çarpıtılmış bilgilerle isyan noktasına getirmek de neyin nesi? Hatay Belediye Başkanı Lütfi Savaş, kendilerinin depreme müdahale edemediğini çünkü kendi ekiplerinin de enkaz altında kaldığını söyledi. Evet, durum budur. Deprem gece 04.17'de meydana gelmiş. Herkesin derin uykuda olduğu bir saat, Mevsimde kışın ortası. Yollar kırılmış, binalar yıkılmış ve bir yerden bir yere ulaşmak birçok bölgede sıkıntılı bir hal almıştır. Bölgede bulunan belediyeler ekiplerini çıkarıp da halka yardım edemeyecek kadar büyük sıkıntı yaşamaktadırlar. Dolayısı ile deprem bölgesine hemen her türlü yardım ve destek deprem bölgesi dışındaki illerden gitmektedir. Bu da bu ağır kış şartlarında belli bir zaman alıyor. Binlerce göçüğe aynı anda müdahale etme imkanı ise ne yazık ki yok! DEPREM BÖLGESİNDEİK YOLLARDA HASAR GÖRENLERİ VAR, KAR YAĞIŞI VE KAZALAR NEDENİYLE KAPANANLAR VAR, YARDIMIN ULAŞTIRILMASI GECİKTİ Birbirimize karşı en anlayışlı davranmak zorunda olduğumuz, siyaseti hiç değilse bir-iki hafta bir kenara bırakmamız gereken bir dönemde ne yazık ki iyi bir sınav verilemedi. Bazı partilerin genel başkanları, muhalif gazeteciler, o bölgede ulaştıkları ve çalışmanın henüz başlamadığı bir göçüğün önünden, yanından sanki hiçbir yerde tek bir çalışma yokmuş gibi, insanlarımız ölüme terk edilmiş gibi yayın yaptılar. Sanki enkaz altındakilerin bu ağır kış şartlarında kurtarılmasını tek bir onlar istiyormuş, başkalarının hiç umrunda değilmiş gibi yayın yaptılar! Böylece ülke olarak on binlerce insanımız can derdindeyken biz yine siyasi olarak ne kazanabilirizin peşine düştük, berbat bir sınav verdik. Sıcacık evlerinde oturanlar klavye başından veryansın ederken bölgeye giden yollarda neler yaşandığından habersizdiler. Birçok yol kullanılamaz hale gelmiş, zarar görmeyen yollar kar yağışı nedeniyle oldukça sıkıntılı, bir de bu yollarda meydana gelen kazalar ile ulaşım bazı noktalarda saatlerce gecikti. Doğal olarak bölgeye giden yardım malzemeleri ve iş makinelerinin ulaşması da gecikti. Dün itibariyle bölgede binlerce iş makinesi, binlerce gönüllü enkaz kaldırma çalışmalarına başladı. Kızılay da vatandaşa sıcak yemek, battaniye ve çadır gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak için büyük bir gayret içinde. Bir yandan da yaralılar için tüm imkanlar seferber edildi. Bölgedeki hastaneler an itibariyle deprem riski nedeniyle kullanılamıyor, hastalar ve depremde yaralananlar ambulanslarla, bazı yerlerde ambulans uçaklarla çevre illere taşınıyorlar. Allah benzerini, küçüğüyle büyüğüyle vermesin ama gerçekten insanın kendisini çok çaresiz hissetmesine sebep olabilecek büyüklükte bir felaket yaşıyoruz. Bu sıkıntılı zamanda gerçekten iyilikte bulunmak, yardım etmek isteyenler AFAD organizatörlüğünde bu işe destek versin, kendisinin ya da bağlı bulunduğu siyasi görüşün reklamını insanlarımızın yaşadığı sıkıntılar üzerinden yapmak isteyenler de lütfen bir süreliğine sussunlar. Zira binlerce insan enkaz kaldırma çalışmasında ter dökerken, onları görmezden gelmek sadece nankörlük değil bir de moral bozma aktivitesidir. Türkiye, sismik olarak oldukça aktif bir ülkedir ve hem Avrasya levhası, hem de Arap levhası ile Afrika levhası arasında yer almaktadır. Ayrıca; kendi sınırları içerisinde Kuzey Anadolu Fay Hattı, Doğu Anadolu Fay Hattı ve Batı Anadolu Fay Hattı ile oldukça tehlikeli bir deprem kuşağındadır. BU ÜLKE FELAKET TELLALLARINA RAĞMEN BU BÜYÜK FELAKETİN DE ÜSTESİNDEN GELECEKTİR Bu bilinçle hareket etmemiz lazım. Özellikle inşaatların yapılırken çok iyi şekilde denetlenmesi lazım. Deprem olduktan sonra neyle karşılaşacağınızı, nasıl sıkıntılar yaşayacağınızı ve ne kadar insanınızı kaybedebileceğinizi kestiremezsiniz. Ama binalar yapılırken özellikle hassas olabilirsiniz. Diğer yandan ülkemizde alüvyon alanlar çoktur ve birçok yerleşim yerimiz de alüvyon alanlar üzerindedir. Dolayısı ile depremin şiddeti kadar, yanlış seçilen zemin de öldürücü olabilmektedir. Yaşadığımız kısır tartışmalara rağmen Türk halkının büyük bölümü deprem bölgesindeki kardeşlerimize her türlü yardımı yapmaya hazır, yapıyor da. Bölgeye ulaştırılmak üzere parasal yardım kadar ayni yardımlar da TIRları doldurdu. Binlerce Tır yardım gidecek, o kadar büyük organizasyonlar var. Kan bankaları önünde kan vermek bu soğukta saatlerce bekleyen insanlarımız var. Türk Milleti olarak tarihimizin en büyük, en güçlü depreminden de her şeye rağmen en az kayıpla çıkacağımızı umuyoruz. Rabbim bu felaket sırasında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza rahmet eylesin, yaralı kardeşlerimize şifa versin. Bizleri de kendi aramızdaki kavgayı bırakıp daha organize bir şekilde büyük sıkıntı çeken depremzedelerimize yardımcı olabilmeyi nasip etsin! ALINTI |
|