|
|
| | #1 |
| Çevrimdışı ![]() Üyelik tarihi: 07 Aralık 2022 Konular: 21245 Mesajlar: 24.248
Nerden: İstanbul Cinsiyet: Erkek Web Site: TRmIRC.Net IRC Sunucu: IRC.TRmIRC.Net Alınan Beğeni: 3770 Beğendikleri: 6794 Ruh Hali : : |
Cumhuriyet tarihinin en kritik seçimine, şurada 3,5 ay kadar bir zaman kaldı. Seçimin tarafları tüm kozlarını oynamaya başladılar. Öyle ki CHP Genel Merkezi'ne, CHP tarafından desteklenen 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi sonrasında idam edilen, DP'nun kurucu Genel Başkanı Adnan Menderes'in "Yeter söz milletindir!" ifadesinin yer aldığı bir pankart bile asıldı. Elbette bu durum bir tartışmayı da beraberinde getirdi. CHP'nin son yıllarda seçimleri kazanma uğruna hiç olmadık işler yaptığı, hiç olmadık sözler söylediği ve terör örgütlerine sırtını dayadıklarını açıktan söyleyenlerle işbirliği yapmak için her türlü tavizi verdiği net bir şekilde ortadayken, Menderes'in o tarihi sözünü asması halkın belli bir kesiminden tepki gördü. Ancak bu tepkiler içinde herhalde hiçbirisi meseleyi buradan bugün fotoğrafını da dikkatlerinize sunacağımız o paylaşım kadar ses getirmedi: "Önce kendisini sonra sözünü astılar!" Peki neden Menderes'in idamından CHP sorumlu tutuluyor? Bunu temelinde hangi tarihi gerçekler var? DARBEDEN HEMEN SONRA UÇAKLA ANKARA'YA GETİRİLİP DEVLET BAŞKANI YAPILAN CEMAL GÜRSEL: İNÖNÜ VE CHP'DEN GELEN BASKILARA SESİMİ ÇIKARAMADIM! Takvim yaprakları 27 Mayıs'ı göstermeye başladığında askeriyedeki bir takım subaylar, astsubaylar hazırlıklarını son aşamaya getirmiş ve artık emir beklemeye başlamışlardı. O gece devrin Başbakanı Adnan Menderes Eskişehir'de bulunmaktaydı. Sabah 04.36'da Albay Alparslan Türkeş radyodan darbe bildirisini okuduğu saatlerde Konya'ya gitmek üzere Eskişehir'den Kütahya'ya geçen Menderes, Keşif Tabur komutanı Agasi Şen ve Binbaşı Muhsin Batur tarafından gözaltına alınmış ve Ankara'ya getirilmişti. O gün Milli Birlik Komitesi (MBK) TBMM'nin anayasal tüm hak ve yetkilerini ela aldı. Darbenin yapıldığı gün 3. Ordu Komutanı Orgeneral Ragıp Gümüşpala, cuntanın başında bulunan Tümgeneral Cemal Madanoğlu'na, eğer darbenin lideri kendisinden daha kıdemli değilse ordusuyla Ankara'ya yürüyüp isyancıları yakalayacağını söylemiş, Madanoğlu da bunun üzerine darbeden haberi olmayan ve izinli olarak İzmir'de bulunan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal Gürsel'in hareketin başında olduğunu söyleyerek darbeye karşı bir darbenin önüne geçmiştir. Cemal Gürsel, İstanbul Yeşilköy Askerî Havaalanı'ndan kalkan C-47 ile İzmir Karşıyaka Bostanlı'daki evinden alınıp saat 11.30'da Ankara'ya Harp Tarih binasına getirilmiş ve saat 16.00'da kendisine radyoda konuşma yaptırılmıştır. Darbeden sonra Genelkurmay Başkanı yapılan Cemal Gürsel'in Adnan Menderes ve arkadaşlarının idam edilmesinden sonra yazdığı ve "Üzgünüm Menderes" ifadeleri ile biten bir pişmanlık mektubu vardır. O mektupta darbe ve darbe sonrasından CHP'nin ne kadar sorumlu olduğunu anlamak mümkündür: "...Emekli olup İzmir'e yerleştim. 27 Mayıs sabahı hiç haberim olmadığı halde yapılan ihtilalin (MBK) başına geçmem için teklifte bulunuldu. Bu teklifin İnönü tarafından yapıldığını söyleyerek apar topar beni Ankara'ya götürdüler. Toplantıdan önce İnönü'nün notu iletildi. İnönü (MBK) başına geçip DP yöneticilerinin yargılanması ve cezalandırılmasının şart olduğunu, başarılar dilediği yazan notu okuduktan sonra kabul etmek durumunda kaldım. ...Menderes'in yargılanmasında tarafsız olmaya çalıştım. İnönü ve CHP'den gelen baskılara sesimi çıkartamadım. İnönü Menderes'in ve yanındaki bakanların mutlak surette idam edilmesi gerektiğini mahkeme heyetine ve MBK'ya sürekli telkinde bulunuyor. Menderes ve arkadaşlarının yargılanmaları, müdahalelerle -adaletsiz şekilde yürüyordu. Menderes ve arkadaşlarına büyük bir haksızlık yapıldı kanısını hala taşımaktayım. İdam üzerinden demokrasinin kurulamayacağını bu toplum mutlak bir gün anlayacaktır. Üzgünüm Menderes. Saygıyla Cemal Gürsel" Darbeyi bizzat yönetmeyen ancak o süreçte en etkili olan isimlerden birisinin böyle bir itirafta bulunması değil elbette CHP ile 27 Mayıs darbesinin ilişkisini anlatan, belgeleyen notlar sadece, daha çok önemli ismin bizzat bu konuda şahit oldukları olaylar, tarihi belgeler söz konusu. Bugün bir kısmını daha sizlerin dikkatlerine sunacağız. Yine Cemal Gürsel ile başlayalım: Cemal Gürsel, İzmir'den MBK Başkanlığı'na getirildiği gün İsmet Paşa'yı telefonla arayarak "Emirleriniz bizim için daima Peygamber buyruğudur Paşam!" teminatını vermiştir. CHP'Lİ MİLLETVEKİLLERİNİN ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİ BİRBİRİNE NASIL DÜŞÜRDÜKLERİNİ KIŞLA'DA DUYAN BİR ASKERİN ŞAŞKINLIĞI Aslında ülkede tırmanan şiddet olaylarından ve artan huzursuzluktan Demokrat Partililer CHP'yi sorumlu tutuyorlardı. DP'nin 2 Ağustos 1958 tarihli bir Meclis grubu bildirisi şu şekildeydi: "CHP idarecileri, Meclis ve hükûmetin meşruiyet ve istikrarını, şiddet yolu ile tahrip etmenin mümkün, hatta lazım olduğu kanaatini uyandırmaya müncer olacak, çok tehlikeli bir yola girmişlerdir." Evet, CHP öyle bir yola girmişti ve neredeyse tamamı kendi dönemlerinde yetiştirilmiş ordu üzerindeki etkisini, medyadaki gücünü, üniversitelerdeki etkisini bu yolda tepe tepe kullanmaktan çekinmemişti. Kışkırtılan ve bunun sonucunda Ankara Kızılay'da kendi yakasına yapışan öğrencilere Başbakan Adnan Menderes "Ne istiyorsunuz?" diye sorduğunda mimar Vedat Dalokay "Hürriyet istiyoruz" demiş, bunun üzerine Menderes de "Başbakanın yakasına yapışıyorsun, bundan büyük hürriyet olur mu?" diye karşılık vermişti. Öğrencilerin darbeden önce nasıl kıştırtılıp birbirine düşürüldüğüne ilişkin olarak önemli bir belge MBK Üyesi Jandarma Yüzbaşı Ahmet Er'in anlattıklarından yola çıkılarak yazılan eserlerde de mevcuttur: "Bir gün Milli Birlik Komitesi üyesi Jandarma Yüzbaşı Ahmet Er'in yolu, Davutpaşa Kışlası'na düşer. Darbenin ayak sesleri işitilmektedir. Niyeti, arkadaşı Kurmay Binbaşı Orhan Erkanlı'yı ziyaret etmektir. CHP sıralarında milletvekilliği yapacak olan Erkanlı, Davutpaşa'da Tank Tabur Komutanı'dır. İki sivil ile görüşme halinde olan Erkanlı'nın odasına girer. Odaya girince içeride bulunan iki yabancı bir anlık şaşkınlık yaşar. Kurmay Binbaşı, hemen duruma müdahale eder. Onlara döner ve 'Yüzbaşım yabancı değil; devam edin' der. Bunun üzerine sivil şahıs konuşmaya, daha doğrusu Erkanlı'ya brifing vermeye devam eder: 'Binbaşım, Saraçhane'de iki grubu birbirleriyle çatıştırdık. Kavga bütün şiddetiyle devam ediyor' ve 'Başka bir emriniz var mı?' diye de ekler. 'Teşekkür ederim! Böyle devam edin' diyen Erkanlı, bir süre sonra onları yolcu eder. Artık Erkanlı ile Er yalnızdır. Er, şaşkınlıkla 'Binbaşım! Bu adamlar kimdir?' diye sormaktan kendini alamaz. Erkanlı'nın cevabı oldukça manidardır; 'Bunlar, Halk Partisi milletvekilleridir.' Bu duruma Er 'Memleketin genç evlatlarını birbirine kırdırıyorlar. Bu ne haince iştir?' sözleriyle tepki gösterir. Erkanlı ise 'Olaya öyle bakma, onlar, ihtilale zemin hazırlıyor!' karşılığını verir. (Ahmet Er, 13 Kasım 1960'ta Libya Büyükelçiliği'ne Devlet Müşaviri olarak atanmıştır...) Daha sonra Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu'na da bilgi veren Ahmet Er; CHP'nin darbeye zemin hazırladığını, darbe sürecinde bazı subayların İnönü ile irtibatta olduğunu ve hatta bazı subayların yönetimi İnönü'ye vermeyi düşündüklerini itiraf etmiştir. "DARBEYİ BİZ AKİS DERGİSİ VE ULUS GAZETESİ OKUYARAK YAPTIK!" "27 Darbesi ve Bizler" kitabının yazarı ve 3. Cumhurbaşkanımız Celal Bayar'ın kızı Nilüfer Bayar Gürsoyca da bu konuda "Kurulun Temsilciler Meclisi'nde ekseriyeti teşkil ederek 27 Mayıs Anayasasının hazırlanmasındaki ağırlığı, CHP'nin darbede başlıca söz sahibi oluşunun delilidir. CHP, katan çeken lokomotif durumundadır. CHP lideri İsmet İnönü bizzat darbenin başaktörüdür. 27 Mayıs'tan bir yıl önce Yassıada'nın DP'lilerin kapatılacağı bir yer olarak belirlenmesinden DP'de çalışanların tespitinde CHP'lileri görevlendirmesine kadar darbenin hazırlanmasında faaldir" demektedir. Darbeden çok çok önceden haberi olduğu ancak aylarca bu sırrı hiç kimseye hissettirmediği söylenen darbecilerden, Kartal, Davutpaşa'da konuşlanmış 3'üncü Zırhlı Tugay'ın tank tabur komutanı Orhan Erkanlı yıllar sonra darbeyle ilgili olarak "Biz darbeyi Akis Dergisi ve Ulus Gazetesi okuyarak yaptık" demiştir. Akis Dergisi'nin sahibi İsmet İnönü'nün damadı Metin Toker'di ve darbeden sadece 3 gün sonraki kapağında Adnan Menderes'in resminin üzerine kocaman bir çarpı işareti konularak piyasaya çıkmıştı! MBK üyesi Numan Esin, Aksiyon dergisinden Cemal Kalyoncu ile yaptığı röportajda "İhtilal, Cumhuriyet Halk Partisi'nin muazzam tazyiki ve propagandasıyla doğmuştur. Ordu üzerinde de İsmet Paşa büyük bir fenomendi. Ve çok büyük bir güçtü" ifadelerini kullanmıştır. NİHAT ERİM: İNÖNÜ 27 MAYIS'I TEŞVİK ETTİ, ASKERİ İHTİLALE AZMETTİRDİ! Uzun siyasi hayatını İsmet Paşa ile beraber yaşayan, CHP'nin kurmaylarından Nihat Erim; günlüğüne 27 Şubat 1962 tarihinde -22 Şubat Talat Aydemir kalkışmasından beş gün sonra- şu notu düşmüş: "İnönü'nün bu işte büyük sorunu var. 27 Mayıs'ı teşvik etti. Askeri politikaya teşvik etti. İhtilale azmettirdi. Şimdi onlar bir darbe ile TBMM hükümetini, devlet reisini yıkıverince işin kolay olduğuna hükmettiler. Yeni hevesliler çıkıyor. Şimdi İnönü, zaman kazanmaya ve askerleri bölüp tesirsiz kılmaya çalışıyor. Bakalım ömrü yetecek mi?" 27 Mayıs 1960 darbesine zemin hazırlayan, darbeyi gerçekleştiren ve sonrasında Menderes ve arkadaşlarının idam edilmesine vesile olanın CHP olduğuna dair daha çok itiraf ve tarihi belgeler mevcut, ancak şimdilik bu kadarı yeterli. Bir gazetede yakın tarihte yayımlanan bir haberden: "On yıl iktidarda kalan Demokrat Parti, maalesef askeri darbe ile siyasi yolculuğunu tamamlamıştır. On dört idam, onlarca müebbet ve yüzlerce kişiye verilen uzun süreli hapis cezaları... Darbeci cunta bunlarla da yetinmemiştir; 235 general ve 3 bin 500 civarında subay emekliye sevk edilmiş, 147 üniversite öğretim görevlisi görevinden alınmış, bazı üniversitelere el konulmuş, 520 hakim ve yargıç görevinden el çektirilmiştir. Böylece Dokuzuncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in dediği gibi devlet, halkın elinden geri alınmıştır." O GÜN ASKER KULLANIMLARI İÇİN MÜSAİTTİ BUGÜN DEĞİL, BU YÜZDEN MENDERES'İN SÖZÜNÜ KULLANMAYA BAŞLADILAR! O gün askeriyedeki, üniversitelerdeki, bürokrasideki gücünü kullanıp darbe yaptıran ve Menderes'i arkadaşlarıyla birlikte astıran CHP, şimdi onun sözünü bugünkü Genel Başkanları Kemal Kılıçdaroğlu'nun resmi ile birlikte parti binasına asıyor. Darbeyi desteklerken maksatları iktidarı yeniden ele geçirmekti, bugün Menderes'in resmini ve sözünü asarken maksatları da aynı; İktidarı yeniden ele geçirmek! Zira şu dönemde askeriyede onların sözünü dinleyecek pek kimse kalmadı, üniversitelerde de güçleri belli oranlarda kırıldı. Kala kala Menderes'in sözüne kaldılar! Evet, gerçekten de olup biteni ne kadar güzel anlatmış paylaşımı yapan: Önce kendisini sonra sözünü astılar! *ALINTI |
|