|
|
| | #1 |
| Çevrimdışı ![]() Üyelik tarihi: 09 Haziran 2023 Konular: 1289 Mesajlar: 1.534
Nerden: Aydın Cinsiyet: Erkek Web Site: mIRCForumlari Alınan Beğeni: 122 Beğendikleri: 88 |
Bu ekolün düşüncesini anlatabilmek için iki ismin görüşlerini anlatmamız gerekir. Bunlar Nietzsche ve J. P. Sartre’dir. F.NİETZSCHE Nietzsche yaşamı boyunca “ahlak”ı ve insanın özgürlüğünü savunan prensipli ve tutarlı bir inançsızdır. Yaşamı boyunca hastalıklarla uğraşan düşünür, dini reddetmiş ve Hıristiyanlığın Tanrı anlayışına ve bunun üzerine bina edilen ahlaki yapıya karşı çıkmış, bununla ciddi mücadelelere girişmiştir. O’nun bu düşüncelerini gerçekleştirmek adına “Tanrı öldü yaşasın özgür insan” cümlesi ateistlerin anahtar cümlesi haline geldi. “Nietzsche moral ve varoluşsal gerekçelerle Tanrı’nın varlığını reddetmiş ve insanın özgürlüğüne dikkat çekmiştir. “Salt iyi” diye bir kavramın mümkün olmadığını, Hıristiyanlığı, ahlak anlayışı bakımından dinler içerisinde yaşama karşı en büyük suçu işlemekle suçlayan Nietzsche, bu anlamda Tanrı inancını yıkanları da en ahlaki kişiler olarak görmüştür.”[35] “Şayet Tanrı’nın ölümü, insanların zihinlerinde O’nun kesin ve nihai ölümünü işaret ediyorsa; ateizmin sürüp giden canlılığı, ateizmin kendisi için bile, en ciddi güçlüğü oluşturur. Tanrı’nın varlığını inkâr etmeyi düşünen bir tek kişi bile bulunduğu sürece, Tanrı asla zihinlerde ölmüş olamayacaktır. Tanrı ile birlikte ateizm de bitsin diye beklerken; Tanrı’nın ölümü (iddiası), hala tasdik bekleyen bir kuru gürültü olarak kalacaktır… I. Napolyon’un öldüğü biliniyor, Tanrı’nın öldüğü ise pek kesin değil.”[36] J.P.SARTRE Bir diğer varoluşçu filozof Sartre’a göre varlığı özünden önce gelen tek varlık vardır: O da insandır. Yani her şeyden önce var olan insanın kendisidir. Varoluşçuluğun en önde gelen temsilcilerinden olan Sartre’a göre Tanrı varsa özgürlük yok demektir. Tanrı var olmadığı müddetçe de herhangi bir mutlak değerden bahsedilemez. “Dolayısıyla kendi değerlerini, kendi dünya görüşünü yine kendisi yaratacak olan insan, dünyada kendi başına olup, yalnız kalmıştır.”[37] Ve yine O’na göre Tanrı inancı insanın kendisini Tanrı olarak görmek istemesinin sonucudur. “Ne Nietzsche, ne Sartre… ne de diğer filozoflar, yavaş yol alan, kılı kırk yaran serinkanlı birer düşünür gibi çıkarlar karşımıza. Onların ispat etmeye, hatta ikna etmeye ne vakit ne de sabırları vardır. Onlar, bir haykırış içindedirler; muhatapları ise, ne teolog, ne de filozoftur, sadece bunalım içinde olan insandır.”[38] ![]() Kabuk yaraya sadık değil... |
|