|
|
| | #1 |
| Çevrimdışı ![]() Üyelik tarihi: 09 Haziran 2023 Konular: 1289 Mesajlar: 1.534
Nerden: Aydın Cinsiyet: Erkek Web Site: mIRCForumlari Alınan Beğeni: 122 Beğendikleri: 88 |
İnsanlığın var olduğu günden beri Tanrı fikri de vardır. Ve bu konu felsefe tarihinin en çok tartışılan ve fikir üretilen konulardan biridir. Tanrı fikri en büyük Teistik inanç sistemleri olan İslamiyet, Hıristiyanlık ve Yahudilik için ortak kavramlardır. Her ne kadar ayrıntı da farklı tasvirler ve tahliller olsa da yüce bir yaratıcının varlığı hepsi tarafından dile getirilir. Tanrı kavramının tanımı, gücü ve sınırlarıyla günlük yaşamdaki kullanımı tartışmaların odak noktası olmuştur. Bu kavramın nasıl tanımlanacağı, hakkında nasıl konuşulacağı ve O’na atfedilen niteliklerin dış dünyadaki olgularla uygun olup olmadığı yüzyıllar boyunca tartışılmıştır. Eğer Tanrı ateistlerin iddia etmediği gibi sadece insanların zihninde var olan bir hayal olsaydı bu kadar bilinçli insan onun üzerinde konuşma gereği duymazdı. Teizm Tanrı’yı “aşkın ve yaratıcı” bir varlık olarak tanımlamış, O’nu panteist, deist ve antropomorfik (insan biçimi) Tanrı kavramlarından farklı görmüştür. Tanrı’nın aşkın olması O’nun evrende var olmayan niteliklere sahip olması, bu dünyadaki her şeyden farklı olması demektir. İslam âlimlerinin Allah’ın sıfatları konusunda yaptıkları uzun tartışmalar, Hıristiyanlık’taki Tanrı, baba, oğul, kutsal ruh kavramlarının neden olduğu polemikler, Yahudilik’in Tanrı’yı ırka bağlı olarak tasvir etmeleri; Teistik inanç sahiplerinin Tanrı fikri üzerinde yaptıkları ünlü tartışmalardır. Teizmde Tanrı’nın “aşkın olması yanında bir de “içkin” olması söz konusudur. Bunun anlamı ise Tanrı’nın etkin bir varlık olarak her yerde ve her şeyde hazır bulunması ve ona etken olmasıdır. “Tanrı’nın içkin olması, doğadaki varlıklarda bir yaratıcı, düzenleyici ve hayat verici olarak bulunmasıdır.”[42] Ateistler aşkın bir varlığın nasıl bilinebileceği ve bu kavramın nasıl tanımlanabileceği üzerine soruları olmuştur. Bazı ateistler ise Tanrı diye bir kavramı kabul etmemiş ve reddetmiştir. Bu görüşlerde Hıristiyanlık’ın Teslis inancının çıkmazları önemlidir. “Hıristiyan tasavvuru devamlı surette İsa Mesih’in sözleri ve hayatıyla belirlenmiştir… Eğer insanlar Tanrı’ya (babamız) diyerek hitap ediyorlarsa, bu sözün onlar için bir anlam taşıdığı kabul edilebilir. Çünkü Tanrı’nın baba ismi sadece İsa-Mesih tarafından kurulmuş bir ilişkinin işareti değildir; aynı zamanda Hıristiyanlar insani babalık ile Hıristiyani Tanrı’nın babalığı arasında bir akrabalık görmektedirler.”[43] Tanrı’nın varlığını ispatlamaya çalışmak için çok çeşitli deliller sunulmuş ve ateistler de buna ısrarla karşıt fikirler üretmiştir. Oysa önce Tanrı kavramının delillerin ötesinde olduğu kabul edilmeli. O delillerden önce gelir. Tanrı fikrinin doğuştan (fıtri) olduğunu savunanlar için bu aşardır. Zira o zaman ispat, onun düşüncedeki mevcudiyetin mümkün tek açıklamasıdır. “O halde, delillerden önce gelen, Tanrı hakkında bir ön bilgi vardır. O halde, herkesin Tanrı diye isimlendirdiği müessir bir ilk sebebin varlığı ortaya konmalıdır. Bu ön kavramın kökeni ne olmalıdır ya da olabilir? Fıtri mi? Çocuğun aldığı ilk eğitim mi? Yaygın kabul mü?”[44] Bu soruların cevabı tarih boyunca araştırılmış ve tartışılmış böyle devam edecek gibi görünüyor. ![]() Kabuk yaraya sadık değil... |
|